Kamran, biz asıl bugün birbirimizden ayrılıyoruz. Ben, asıl bugün dul kalıyorum... Bütün olan geçen şeylere rağmen, sen yine bir parça benimdin;ben bütün ruhumla senin...
Kamran , ben seni sevmesini, senden ayrıldıktan sonra öğrendim. Hatta yaptığım tecrübelerle, başkalarını sevmekle sanma sakın. Gönlümün içindeki ümitsiz hayalini sevmekle.
Zeyniler mezarlığının karanlığında, rüzgarın sabahlara kadar haykirip ağladığı uzun gecelerde, çekçek arabalarının ince sesli, yanık cingiraklarinin titrediği boş sahralarda, söğütlük bahçelerinin ılık igde kokularıyla dolu yollarında, ben hep seninle yüz yüze, senin hayalinin kollarında yaşadım.
Sevdanın hiçbiri, bu dul kadın ruh ve vücudunu benim kadar hirpaladigini, yiprattigini zannetmiyorum.
Evet, her şeye rağmen seviliyordum, sevildigimi de bilmiyor değildim; fakat bu bana kâfi gelmedi, istedim ki çok, pek çok sevileyim, kendi sevdiğim kadar değilse bile - çünkü buna imkan yok - ona yakın sevileyim.
Zavallı küçük, ben sana asıl niçin acıyorum, biliyor musun? Bir derde uğradığin vakit, asıl teselli edilecek kendin oldugunu unutuyor, başkalarını teselliye başlıyorsun.