“Hristiyanlıkta bir evlenen bir daha ayrılamıyordu. İnsanlar da aldatmakta buldular çareyi. Şövalye edebiyatının yansıttığı tam da budur. Başka birisinin karısına sahip olmak için ellerinden geleni artlarına koymayan (!) gencecik şövalyeler.”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“.. öte yandan, eşlere o güne dek sahip olduklarından daha fazla özgürlük tanındı. Hristiyan evliliği, iki eşin de rızasını gerektiriyordu; daha önce yoktu. Az buz şey değil bu!”
“Ah.. sürgünden de ölümden de güçlü olan aşk
.. sanki ortaçağın belli bir anında tutkuyu, bu ölümcül ama yüce duyguyu göklere çıkarmış insanlar. Ama yine de dönem göründüğü kadar romantik değildi. Ve aşk da pek kibar işi sayılmazdı, hatta aldatmadan ibaretti. Aslına bakacak olursak, Hristiyanlık, son Romalıların evli çiftlerin üzerine örttüğü ağır örtüyü iyice sıkıştırmıştı. Ve tensel arzu günah kılındı.”
“Neolitik, onlar için sıkıntıların başladığı dönem oldu. İnsanlarla cinsellik arasındaki duygular da bu nedenle giderek kurallara bağlanmış, insan kaçırma, tecavüz, kölelik de bu günlerde doğup gelişmiş olmalı.”