Topluma durmadan yeni kurallar şırıngalanıyor, kurallara karşıt yasalar çıkarılıyor, yasalara karşıt yeni kurallar getiriliyordu. Herkesin yaşamını baskı altına alan görünmez düzenlemelerin bir adım bile dışına çıkmaya korkuyordu halk.
“Tanrı varsa –ki ben olmadığına gerçekten inanıyorum– insan aklının sınırları olduğunu da bilir. Yoksulluğu, haksızlığı, açgözlülüğü, yapayalnızlığı, bütün bu karmaşayı o yaratmadı mı? Mutlaka çok iyi niyetlerle girişmiştir bu işe, ama sonuçlar bir felaket. Tanrı varsa bu dünyayı erkenden terk etmeyi seçen yaratıklara karşı cömert davranacaktır, hatta bizi burada vakit harcamaya
zorladığı için özür bile dileyebilir.”
Devlet denilen yapı, üst katları geniş pencereli, yüksek tavanlı, havadar ve aydınlık; alt ve bodrum katlarıysa, karanlık, rutubetli, küçük ve penceresiz bir şato değildir. Halkın çoğunluğunun eğitimden yoksun bırakılması bir cinayettir. Devletin kendi kendini yıkması, intihar etmesi demektir.