İngiltere’den ayrıldığımda kaçtığımı sanıyordum. Belirsizlikten, karmaşadan, her şeyden çok da kendimden kaçıyordum. Zamanla başka biri olabilirim, kendimden daha iyi, daha güçlü birine aşılanabilirim sanmıştım. Derken kaçmadığımı, kovaladığımı anladım. Kendi tez-ayaklı, uçucu, başka bir yaşamda başka biçimde yaşayan benliğimi yakalamak çabasındaydım.
Bence, her şeyden çok değişiklik ihtiyacında olanlar âşık olmayı seçiyorlar, sonra da kollarını semaya kaldırıp tüm suçu kadere yüklüyorlar. Oysa suçlu olan kader değil- yani kader bizim dışımızda bir şeyse eğer. Bence, geceler boyu süren özlem sonucu yapılan bir seçimdir aşk.
…ama sen ister dostum ol ister sevgilim, yeter ki hayatımda ol. Sen Leylâ bana geldikçe sana ihtiyacım olacak. Senden başka hiçbir isteğim yok. Sen Leylâ bana her şeyi, her şeyi unutturabilirsin. Seni, bu muazzam aşka lâyık gördükçe ben, her şeyi yenebilirim Leylâ…