Bunun ötesinde ise daha büyük afetler vardır.O da bir nefsin dünyada nimetler içinde hoşnutluk içinde olması,dünyaya meyletmesi,dünyalıkla şımarması ve böbürlenmesidir.Hatta öyle olur ki,kişi ayılamayan bir sarhoş gibi hiç kendine gelemez.Dünyevi şeylerle böyle sevinmek,damarlara sirayet eden öldürücü bir zehirdir.Bundan ötürü de korku,hüzün,ölümü hatırlamak ve kıyametin dehşet verici sahnelerini düşünmek kalpten çıkıp gider ki,bu da kalbin ölümüdür.
Eğer nefiste şehvet ve günah isteği harekete geçerse, boş sözlerin tatlılığı coşarsa,ona karşı teheccüd namazıyla,az yeme ve az uyuma kılıcı çekilerek mücadele edilmelir.
Yahya b.Muaz Razi şöyle demiştir:"Riyazet kılıcını kullanarak nefsinle mücahede et.Riyazet dört şekilde olur.Az yemek,az uyumak,az konuşmak ve insanların eziyetine katlanmaktır.Az yemekten dolayı şehvetler ölür.Az konuşmaktan dolayı afetlerden selamete erilir.Az uyumaktan dolayı irade keskin olur.Bir kul için öfke anında sakin olabilmek ve eziyetlere sabredebilmekten daha zor bir şey yoktur.
Dindar insanlar,başkalarının ikazı ile kusurlarından vazgeçmeyi çok arzulayan insanlardır.Bizim gibi kişiler için ise ayıplarımızı söyleyen,bize nasihat edenler en iğrenç insanlar noktasına vardı.Herhalde bu durum iman zayıflığının göstergesidir.