Türkiye dünyanın en ileri, en uygar ülkeleriyle ve her alanda yarışabilmelidir. Askerlik ya da iktisatta olduğu kadar, sanat ve yazında, insan hakları ve bilimde de ön safta olmalıdır. Oysa sağ ulusçular genellikle vurguyu iktisat, askerlik ve siyasete yaparlar.
Sinanoğlu hümanizmi “zihnin sınırsız özgürlüğü” diye tanımlamaktadır. Yani zihin hiçbir dogmanın, hiçbir doğaüstü düşüncenin tutsağı olmayacaktır. Tutucuların, kimliğimizi yitiririz, taklitçi durumuna düşeriz telaşı boşunadır. Sınırsız özgürlüğe kavuşan zihnin, taklit ve kopyacılık gibi ucuzlukları makbul tutmayacağı, kimlik ve kişilik yitimlerinden kaçınacağı açıktır.
O dönem demiryollarına öncelik verilmişti, çünkü trenlerin yakıtı Türkiye’de bulunan kömürdü. Karayollarına öncelik vermek, petrol gereksinmesini artıracağından, dışa bağımlı bir ekonomi yaratır ve özellikle savaş zamanında ciddi sorunlar çıkarırdı.
Hemen belirteyim ki bu düşünce genellikle sol ulusçulara, Atatürkçülere özgüdür. Sağ ya da tutucu ulusçuların genellikle öz Türkçe diye bir merakları yoktur, hatta karşıdırlar.
smanlı toplumunda başlık, insanın dinini, hatta toplumsal mevkiini, yaptığı işi tanımlayan bir işaretti. Öldüğü zaman, başlığı tabutun başucuna konur, parası varsa mezar taşı o başlık biçiminde yapılırdı.