Yıkıcı olduğu anlarda eleştirel ve dedikoducudur animus, bazen iyilik yapma pahasına inciticidir. Eğitim ya da zekâyla ehlileştirilemez. Bir yönüyle dogmatiktir.
Ruhun zenginliği imgelerde gizliydi ve bu da dünyanın yarısı demekti. Ruh zenginliğini kaybeden insan dış dünyaya kapılırdı, dış dünyanın arzu ve korku sarmalında kırbaçlanarak hayatını tüketir ve bir budalaya dönüşürdü. Ruhunu beslemeyen içindeki karanlığı beslerdi. Yani şeytanını..
Jung'a göre Freud yeni bir dogma yaratmaya çalışıyordu, Tanrı yerine cinselliği koymuştu. Sabit fikirliydi, onlara sıkı sıkıya bağlı, her türden eleştiriye kapalı ve hoşgörüsüzdü. Freud'un felsefe okumamış olması onun dogmatik bakmasına yol açıyordu.
Yine de yaşamım boyunca asla, beni dize gelmeye zorlayacak veya Benno’nun az önce farkına varmadan denediği gibi, benzer bir biçimde birey oluşumu ayaklar altına almaya kalkacak bir erkeğin sevgisini taşımazdım.