870 yetmis sayfayi hicccc sıkılmadan okudugum bir kitap daha Asli Arslan’dan geliyor…
Hic abartmiyorum ki hakkinda konussam saatlerce konusurum. Her bolum sonunda okumus arkadasima gidip cildirmis bi sekilde anlatiyodum neler hissettirdigini. Tamamen size gecen, sizi “sadece”likten cikarip birer sokak nobetcisi gibi hissettiren bu kitap, serinin ilk kitabi gibi TOP10 listeme yerlesti. Abarti olsun diye degil ki bu kitabi anlatmaya kelimeler yetmez.
Olay orgusunden hic sıkılmadim. Karantina serisinde oldugu gibi sirf seri uzasin diye koyulan olaylar, tekrar eden kurgular gormedim. Her seferinde ozgun ve tam yerinde olan catismalarla her bolumun sonunda yeni bolume gecme istegi uyandirdi bende kitap. Ucuncu kitabi da gelecek ki zaten bu kitapta ucu acik birakilan seyler bence diger kitapta kapatilir. Bu seri icin uc kitabin yeterli olacagini dusunuyorum fazlasi sıkar. Evet boyle harika bir kitabin bile fazlasi zarar…
Karakterlere bir kez daha asik oldum. Hepsi ozenle hazirlanmis. Hayal gucumun gercekten sinirlarini zorlayan gecmisleriyle beni kendilerine bagladilar. Kitabi elimden birakamadim resmen bitsin istedim ama begenmedigimden degil, olacaklari merak ettigimden. Bartu’ya ne kadar kizsamda, Lal’i bazen gercekten sadece ilgi isteyen bir kiz olarak gorsem de, Mutlu’yu bazen gereksiz agresif bulsam da hepsinin gercekten iyi taraflarini ve hic bir baginin olmadigi insanlarla da nasil aile olabilecegini gordum. Fakat İsik ve Yanki… Kusura bakmayin bu iki sokak nobetcisinde hic bir kusur goremiyorum. Resmen harika iki karakter. Yanki; zeki ve asik. İsik; guclu ve sabirli. İkisi bir arada oldugu surece bu ekip asssla ayrilmaz adim gibi eminim.
Bas karakter Helin’e gelirsek… Senin yuzunden defalarca agladim, bazen gecmisinin hakli acisi, bazen aptal