Gece, semâlarında kırık kanadımla çırpındığım ve ufuklarında sis dumanlarına karıştığım. Karanlık kasvetiyle çöktü yine göz kapaklarıma. Uyku mu? Son gramına kadar uzak. Her kalp spazmında bir THC tadı. Düşünceler beynimi eşelerken kafamda susmayan kötümcül sesler. Bilinçaltımın içe vurumsal çığlığı, dışa dönümü suskunlukla bağıran. İntihar mektupları? Ölümün krokisi. Alkol? Tutamak yâhut bir tutanak. Bir nebze çokluğu uyuşturup çok olana saplandıran. Rahatlatıcı bir hafiflik, ağırlığı umarsızlaştıran. Utanç verici bir kaçamak. Kendinden kaçmanın ümitsiz bir vakası sanki bu. Çözüm mü? Sabahına yine küfre bulanan aydınlık. Şizofreni? Düşüncenin bedenden bedene zuhur edişi. Mayana isyan. Şiir? Sözün eylemi, bir direniş. Kalabalıklar içinde iğneleyici yalnızlık. Yalnızlık? Ruhun yabancılığı, çoğul türküm. Manevî yabancılaşma kendine, topluma, insana. İnsan mı toplumu dışlar, toplum mudur ötekileştiren insanı? Anlaşılmak? Anlamak kadar sahte. Anlamak? Kendi düşüncelerin. Ardı arkası kesilmeyen müphem suâller. Aşk? Plastik ilişki, yarım güfte. Sevgi? Kırık ukte. Ağlamak? Beyhûde. Gülmek? Delilik. Dost? Çıkar. Kadın? Komik. İnsan? Kuru gürültü. Kitap? Kibirli söz. Sinema? Hayat. Müzik? Kederi keskinleştiren. Acı? Sıradan. Tutamak? Yok. Kesinleşmemiş doğru ve yanlışlarınız, uğruna curcuna ettiğimiz. Elimize zorla tutuşturulan yaşamak, deli bir tanrının oyunu. İpini boynuma asmak istediğim bu trajikomik yaşamak. Her hata başka bir hataya doğurgan. Ne de olsa bedel ölüme gebe. İnançsız imdatlar. Af mı zayıftır intikam mı? Karmaşık duyguların davranışsal kişilik bozukluğu. Yalan? Rezil ve güzel. Gerçek? Çarpıcı ve kırıcı. Şüphe? Esir olunan. Kötü? Burada iyinin karşıtı değil, karşılığı. Mutluluk? Dâima aranan. Hüzün? Lânet sarmaşık. Öfke? Ben. Ben kimim? Kimim ben? Artık