berAY

berAY
@berays
“Hayatın tamamı, en minik sineğinden Vücut Bulma gizemine dek hayattaki her şey beni kaygılandırıyor: Bana her şey, özellikle de kendim anlaşılmaz geliyorum; hayatın tamamı vebaymış gibi geliyor bana, bilhassa da kendim vebaymışım gibi. Acım engin, sınır tanımıyor; onu sadece göklerdeki Tanrı biliyor, ancak O bana merhamet etmek istemiyor” ve günlük şöyle devam etmektedir: “Gençliğin güç ve cesaretini O’na isyanla çarçur ettiğinde, ne ka­dar acı çekmen gerekeceğini hiçbir şekilde bilmezsin; ardından, takatsiz ve bozgun görmüş o halinle, yıkılmış diyarlardan, mah­volmuş bölgelerden geçe geçe geri çekilmeye başlaman gerekir, etrafın bozgunlarla, yakılmış kentlerle kaplıdır; hüsrana uğramış umutlarından enkaz tüter, çevren yağmalanmış servet ve boynu bükük enginlikle sarılıdır. Ağır bir geri çekilmedir bu, tıpkı ta­lihsiz bir yıl gibidir, sonsuzluk kadar uzundur ve topyekûn ve mütemadi bir iç çekişle kesintiye uğrar durur: ‘Ah! Bu günlerin bezginliği
Sayfa 56
Reklam
Dün içimde nedensiz bir umut vardı. Ailevi durumumun dü­zeleceğine dair umudum yoktu. Kalbimde bir umut vardı sadece: umut. Önceden belli bir umudum olmaksızın umamayacağımı dü­şünüyordum: Dün ise içimde aniden bambaşka bir umut filizlendi. Kalbimde bu umut vardı. Kısa sürdü ama güzeldi. Mesela bugün kalbimde bu umut yok artık. Bu umudu öylesine inkâr etmiştim ki. Bu sebepsiz umut aslen bir dolu şey içeriyor: Geleceği de. Geleceği de kapsayan bir umuttu. En nihayetinde hayat olan bir gelecekti bu. Bir geleceğin mevcudiyeti vardı. Hissettiklerimi dile dökmem kolay değil. Önceden gelecek beni korkutuyordu çünkü onu şimdi­nin tekrarı olarak görüyordum. Dün bu olumsuz hissi duymadım: Ulaşmam gereken aşamaları kendime dayatmıyor, bunlara sapla­nıp kalmıyordum: Olup bitebileceklerin ucu açıktı, inanabilirim gibi geliyordu bana. Ufuklara takılı kalmadan, ucu açık bir durum mahiyetinde bir gelecek olabilirdi. Umut açılıyordu ve bu, yeni bir yaşama kavuşmak gibi bir şeydi.” “Anlaşıldığımı hissettiğimde, kendimi kötü hissetmez oldum. Hastalığımı tamamen insani bir olay olarak değerlendirmemin bana yardımı dokundu. Bir başkasının beni insani açıdan anla­masının bana çok çok yardımı dokundu. Kendimi yalnız hissetmiyorum. Sadece sizin yardımınızla dayanmayı başarabiliyorum. Şu yaşadıklarım bir macera olarak tanımlanabilir
Sayfa 53
“Bu acıya dayanamıyorum. Kendime kızıyorum da; ama içinden çıkamıyorum. Dayanamıyorum artık. Bu şekilde yaşayamıyorum artık. Ne yapabilirim? Davranışımın ne kadar saçma olduğunu fark ediyorum. Size bunun nasıl bir acı olduğunu bile söyleyemem: Adeta fiziksel bir acı bu. Makul olarak şöyle demem gerekir: Ken­dimi kötü hissetmem için hiçbir neden yok, bununla birlikte ben kendimi kötü hissediyorum. Bu saçma bir durum. Her şeyin bana bağlı olduğunu söylüyorlar sadece. Ben böyle olmak istiyormuşum gibi görünüyor. Bir yandan, etrafımda büyük bir boşluk hissediyo­rum. Gerçekten de kendi durumumdan umutsuzluğa kapılmaya başladım. Ne yapıyorum da ilaç yardımıyla bile iyileşemiyorum? Kendimi suçlu hissediyorum. Utanç hissi duyuyorum. Kendimden nefret ediyorum, insanlık dışı bir şey bu: Artık dayanamıyorum. Bu acı beni bitiriyor. Bu acıyı beraberimde taşıma düşüncesi kor­kunç bir şey. Ölmek kolay değil. Kilo bile aldım. Umutsuzca boğulmamaya çabalıyorum. Öldüğümü hissediyorum.” “Ortaya çıkan sonuçlar umut olmadığını gösteriyor. Şimdilerim korkunç ama durumum o kadar beter ki, geleceğim kaçınılmaz ola­rak bundan da umutsuz olacak. Özel söylemlerden kopamıyorum. Belirlenmiş bir şeyden umudumu çekip alamıyorum. Yanılsamaya kapıldığım zamanlar kendimi iyi hissediyorum. Yapım gereği son derece gerçekçiyim. Bu ruh haline çöreklenmekten korkuyorum.” “Değişeceğimi umarım: Bir şeyler ummak zorundayım. Hayat bana yaşanmaya değer gelmiyor. Huzurdan ziyade acı hissediyo­rum. Sonuç bir hayli olumsuz. Olumlu bir şeyler olacağına dair kendimi kandırmalıyım. Daha önemli bir şeylere tutunmalıyım. Haydi yaşamaya devam edelim
Sayfa 52
SUÇLULUK HİSSİ “Görevlerimi yerine getirmediğimi fark ediyorum ve bu bende suçluluk hissi, derin bir hüzün doğuruyor; şimdi zar zor hayatta kalabiliyorum; oysa bir zamanlar yaşamasını biliyordum, geçmiş­teki kendime dayanılmaz bir özlem duyuyorum. En acıklı anlarım sabahleyin uyandığım anlar: Geceki molanın ardından tekrar acı çekmeye başlıyorum, kalbimi çelik mengeneye sıkışmış gibi hisse­diyorum ve buna bir tepki vermem gerektiğini söylesem de kendi­mi umutsuzluğa kaptırıyorum çünkü yalnız kalma düşüncesine, normal zamanlarda benim için sıradan bir iş gününden ibaret olan günü göğüsleme fikrine tahammül edemiyorum. Müzik içimde çok tiz bir acı uyandırıyor, büyük bir ihtimalle içimde, şu an hissedemediğim bir refah ve huzur halinin yankılarını uyandırdığından olmalı bu. Güzel günlere duyduğum özlem bende acı uyandırıyor. Bu acıya dayanamayacağıma inandığım anlar çok oluyor, zaman zaman ölmekten korkuyorum, sıklıkla ise kaygımın sürekli olaca­ğından korkuyorum.
Sayfa 51
Kendimi hâlâ iyi hissetmiyor olmam bana imkânsız ve inanıl­maz geliyor. O halde önceden kendimi nasıl hissettiğimi unutmuş olmalıyım; acım doruk noktasına varmış gibi geliyor bana. Bu çok cesaret kırıcı. Herkesin beni terk etmesinden çok korkuyorum. Ar­tık dayanamıyorum.” “Bu kaygıdan kurtulamıyorum. Bu durum beni yiyip bitirdi. Kendimi farklı hissediyorum. Aklımı yitirmek üzereyim. Artık da­yanamıyorum. Kendimi eskisi gibi hüzünlü, eskisi gibi umutsuz hissediyorum. lyileşmemekten korkuyorum ve iyileşme umudumu yitirmek üzereyim. Acı çekmeye devam etmeli miyim? Acı hisse­diyorum, tartışılmaz bir şey bu. Bu acı neden ibaret? Fiziksel acı bunun yanında hiç kalır. Bütün insan ilişkilerim bir facia. Nere­deyse değişime uğramaktan korkar gibiyim: Siz bu ihtimali yok mu sayıyorsunuz? Pekiyi ya değişim olumlu olursa? Belki gerçekten de değişmem gerek. Umut demek, hayatın bugünden daha iyi gide­bileceğine inanmak demek. Geleceği düşünüyorum ama bana deh­şet veriyor. Buraya gelmenin bana yardımı dokunuyor ama hayal kırıklığı da veriyor. İşin en zor kısmı benim omuzlarımda kalıyor. Çıkış yolu bulamak da her şeyi gitgide daha ağır kılıyor. Kaygı.” “Kaygı beni gene esir aldı. Bu ilk kez olmuyor, bu yüzden de on­dan korkuyorum ama yeniden krize girdiğimi fark etsem de, buna bir tepki verebilecek durumda değilim. Kendimi batağa saplanmış gibi hissediyorum, bataktan çıkma denemelerim gitgide daha zayıf ve umutsuz kalıyor, çırpınışlarım ancak daha çok batmamı sağlıyor. Umutsuzluğa kapılıyorum çünkü irade gücüme güvenemeyeceğimi fark ediyorum, dolayısıyla da kaygının ellerine teslimim, işte o zaman bana en yakın kişiye: kocama umutsuzluğumu haykırı­yorum. içimi dökmek beni hiç rahatlatmıyor. Kaygım hızla korku hissine: yaşama korkusuna bürünüyor. Hep yatakta yatmayı, hiçbir şey ve
Sayfa 50
Reklam