“Hayatın tamamı, en minik sineğinden Vücut Bulma gizemine dek hayattaki her şey beni kaygılandırıyor: Bana her şey, özellikle de kendim anlaşılmaz geliyorum; hayatın tamamı vebaymış gibi geliyor bana, bilhassa da kendim vebaymışım gibi. Acım engin, sınır tanımıyor; onu sadece göklerdeki Tanrı biliyor, ancak O bana merhamet etmek istemiyor” ve günlük şöyle devam etmektedir: “Gençliğin güç ve cesaretini O’na isyanla çarçur ettiğinde, ne kadar acı çekmen gerekeceğini hiçbir şekilde bilmezsin; ardından, takatsiz ve bozgun görmüş o halinle, yıkılmış diyarlardan, mahvolmuş bölgelerden geçe geçe geri çekilmeye başlaman gerekir,
etrafın bozgunlarla, yakılmış kentlerle kaplıdır; hüsrana uğramış umutlarından enkaz tüter, çevren yağmalanmış servet ve boynu bükük enginlikle sarılıdır. Ağır bir geri çekilmedir bu, tıpkı talihsiz bir yıl gibidir, sonsuzluk kadar uzundur ve topyekûn ve
mütemadi bir iç çekişle kesintiye uğrar durur: ‘Ah! Bu günlerin bezginliği