berAY

berAY
@berays
İstanbul
1 Ocak
7 okur puanı
Mart 2018 tarihinde katıldı
“Bu acıya dayanamıyorum. Kendime kızıyorum da; ama içinden çıkamıyorum. Dayanamıyorum artık. Bu şekilde yaşayamıyorum artık. Ne yapabilirim? Davranışımın ne kadar saçma olduğunu fark ediyorum. Size bunun nasıl bir acı olduğunu bile söyleyemem: Adeta fiziksel bir acı bu. Makul olarak şöyle demem gerekir: Ken­dimi kötü hissetmem için hiçbir neden yok, bununla birlikte ben kendimi kötü hissediyorum. Bu saçma bir durum. Her şeyin bana bağlı olduğunu söylüyorlar sadece. Ben böyle olmak istiyormuşum gibi görünüyor. Bir yandan, etrafımda büyük bir boşluk hissediyo­rum. Gerçekten de kendi durumumdan umutsuzluğa kapılmaya başladım. Ne yapıyorum da ilaç yardımıyla bile iyileşemiyorum? Kendimi suçlu hissediyorum. Utanç hissi duyuyorum. Kendimden nefret ediyorum, insanlık dışı bir şey bu: Artık dayanamıyorum. Bu acı beni bitiriyor. Bu acıyı beraberimde taşıma düşüncesi kor­kunç bir şey. Ölmek kolay değil. Kilo bile aldım. Umutsuzca boğulmamaya çabalıyorum. Öldüğümü hissediyorum.” “Ortaya çıkan sonuçlar umut olmadığını gösteriyor. Şimdilerim korkunç ama durumum o kadar beter ki, geleceğim kaçınılmaz ola­rak bundan da umutsuz olacak. Özel söylemlerden kopamıyorum. Belirlenmiş bir şeyden umudumu çekip alamıyorum. Yanılsamaya kapıldığım zamanlar kendimi iyi hissediyorum. Yapım gereği son derece gerçekçiyim. Bu ruh haline çöreklenmekten korkuyorum.” “Değişeceğimi umarım: Bir şeyler ummak zorundayım. Hayat bana yaşanmaya değer gelmiyor. Huzurdan ziyade acı hissediyo­rum. Sonuç bir hayli olumsuz. Olumlu bir şeyler olacağına dair kendimi kandırmalıyım. Daha önemli bir şeylere tutunmalıyım. Haydi yaşamaya devam edelim
Sayfa 52
SUÇLULUK HİSSİ “Görevlerimi yerine getirmediğimi fark ediyorum ve bu bende suçluluk hissi, derin bir hüzün doğuruyor; şimdi zar zor hayatta kalabiliyorum; oysa bir zamanlar yaşamasını biliyordum, geçmiş­teki kendime dayanılmaz bir özlem duyuyorum. En acıklı anlarım sabahleyin uyandığım anlar: Geceki molanın ardından tekrar acı çekmeye başlıyorum, kalbimi çelik mengeneye sıkışmış gibi hisse­diyorum ve buna bir tepki vermem gerektiğini söylesem de kendi­mi umutsuzluğa kaptırıyorum çünkü yalnız kalma düşüncesine, normal zamanlarda benim için sıradan bir iş gününden ibaret olan günü göğüsleme fikrine tahammül edemiyorum. Müzik içimde çok tiz bir acı uyandırıyor, büyük bir ihtimalle içimde, şu an hissedemediğim bir refah ve huzur halinin yankılarını uyandırdığından olmalı bu. Güzel günlere duyduğum özlem bende acı uyandırıyor. Bu acıya dayanamayacağıma inandığım anlar çok oluyor, zaman zaman ölmekten korkuyorum, sıklıkla ise kaygımın sürekli olaca­ğından korkuyorum.
Sayfa 51
Kendimi hâlâ iyi hissetmiyor olmam bana imkânsız ve inanıl­maz geliyor. O halde önceden kendimi nasıl hissettiğimi unutmuş olmalıyım; acım doruk noktasına varmış gibi geliyor bana. Bu çok cesaret
Sayfa 50
Vaziyetim öyle fena ki, canım sigara bile içmek istemez oldu. Ama durumda bir değişiklik var. Huzursuzum. Moralim bozuk. Tekrar önceki halime geri döndüğümü görüyorum. Kalbim boğa­zımda düğümlenmiş gibi: Hani koşmuşum gibi. Bu şekilde yaşa­mak bana olanaksız gibi geliyor. Umutsuzum. Kendimi hâlâ kaygı ve umutsuzluğa hapsolmuş hissediyorum. Bu durumu aşamadığım için kendimi suçlu hissediyorum. Robot gibi yaşıyorum. Her şeyi otomatik yapıyorum. Bir ay evvel bir düzelme olmuştu ama artık yok. Anlayamıyorum: Böylesi mutlak bir boşluk haline nasıl dü­şülebilir? Bu mantıklı değil. Herkesin beni çekilmez bulduğunu hissediyorum. Hiç olmazsa konu değişseydi
Sayfa 50
Bu gitmek bilmez hüzün duygusunu artık hissetmek istemi­yorum. Heyecandan yoksunum ve bu benim için çok önemli. Hü­zün belki de bunun bir sonucu. Yapmak istediğimi yapamadığımı fark ettiğimde kendimi hüzünlü hissediyorum. Öğretmenlik yapı­ yorum ama heves duymuyorum. En ufak bir tutkuya bile kapılamıyorum. Yaptığımı öylesine yapıyorum. Noel’i biraz da dehşetle düşünüyorum. Beni krize sokan şey kararlar, intihar edemeyeceği­ mi hissediyorum, acımı ve kaygımı daha da derin ve sancılı kılan da bu. İntihara umut bağlayabilsem, yakın bir ölüme bel bağlayabilsem, kendi ölümümü seçebilecek olsam, o zaman bu korkunç acıya daha kolay katlanırım çünkü acımın sonu olduğunu bilirim. Ölümden yana umudum yok. Bu umuda sahip değilim. Artık hiç­ bir umudum yok.
Sayfa 49