berAY

berAY
@berays
İstanbul
1 Ocak
7 okur puanı
Mart 2018 tarihinde katıldı
“Fiziksel acı değildi ama sonradan fiziksel bir sancıya da yol açtı. Kalbim çelik bir mengeneye sıkışmış gibiydi. Kendimi tecrit edilmiş gibi hissediyordum. Bütün bu aksiliklere tahammül etmek zorunda kalmam büyük bir acıya neden oldu ama şimdi hatırasını bile canlandıramıyorum. Hatırasının bile kalmamış olması bana garip geliyor ama böyle. O günlerden anımsadığım tek şey umut­ suzluk: Korkunç bir uçurumdan aşağı yuvarlanmak üzere olduğu­ mu ve kendimi bundan alıkoyamadığımı hatırlıyorum. Şimdi ken­dimi kaybolmuş gibi hissediyorum. Uzun zamandır oturmadığım bir yerde oturmaya yeniden alışıyorum. Yabancı: Kendimi yabancı hissediyorum. Bir zamanki kaygıyı hissetmiyorum artık. Büyük acımın, kaygımın beni ezdiğini hissediyordum. Bugün artık ‘ölece­ğimi umarım’ demem. Şaşkınım: Böylesine derinden değiştiğime inanamıyorum. Buna ihtimal vermezdim: Normal hayat ritmine tekrar dönmekten doğan korkuyu hissediyorum.”
Sayfa 48
Reklam
Kaygı bakımından daha iyiyim. Dün gevşedim. Ufukta bazı projeler belirmeye başladı. Kendimi arada kalmış gibi hissediyo­rum. Kaygım olmayınca, kendimi gayriihtiyari daha yalnız hisse­diyorum. Onu özlüyorum ama aslında yokluğunu hissetmemem gerekir.
Sayfa 48
Dün sabah ölüyordum: Dün akşamdan beri kendimi daha iyi hissediyorum. Zaman: Zaman sanki neredeyse duruyor; sanki neredeyse ebedi oluyor. Hissettiğim tek şey kendi acım. Evim ve okulum da benim için birer kaygı nedeni. Dün de bana aynı şekilde dehşet verdi: Aynı şey. Öldüğümü hissediyordum. Kendimi trajedi ortamında hissediyorum. Bu kaygı çıkışlarını gerçekten de yaşıyorum. Neredeyse akıntıya kapılmış gibi hissediyorum kendi­mi. Her şeyden boşalmış gibi hissediyorum. Canım yaşamak iste­miyor çünkü yaşamak demek ölmek demek. Korunmayı, çocuk olmayı, çocukluğuma geri dönmeyi: ihtimam görmeyi, bakılmayı çok istiyorum. Gerçekler korkunç. Bu acı bana zulmediyor. Artık öldüğümü hemen, uyanır uyanmaz hissetmiyorum, durumları dü­şündüğümde hissediyorum. Hapisteyim: Şimdi buradan çıkıyor ve tekrar hapse giriyorum.
Sayfa 47
“Geçtiğimiz günlerde kendimi iyi hissettim. Bu sabah uyanmak öyle ağır gelmedi: Ardından da kaygıdan ziyade, hüzün hissettim. Sağlığım konusunda da bir nevi tevekkül hissine girdim. Kendimi boş, çok boş hissediyorum. Kendimi hâlâ kendim olarak hissetmiyorum. Kişi ve durumların elinde gibi hissediyorum, insan kendi­ni kırık iki bacak üzerinde yürümeye mecbur gibi hissediyor. Ken­dimi paramparça hissediyorum. İnsan bu durumdayken korkunç bir acı hissediyor. Hiç ulaşılamayan bir şeyi aramak gibi bir şey bu. Sık sık kendi kendime bir beden bütün bunları nasıl kaldırabilir diye soruyorum. Bütün bunların onu tüketmemesi mümkün mü? Bütün bu işkenceye rağmen bedenim dayanıyor. Bu bana esraren­giz geliyor. Organik bakımdan hiçbir etkisi yok mu? Kendimi çok sıkıcı hissediyorum. Bazı anlar bu yükten kurtulduğumu hissedi­yorum. Bu sabah, zor bir sabah oldu. İnsan kendini bir anda yere çakılmış hissediyor. Nasıl olur da bu hale gelinir? Aniden yıkılıvermek. Kendimi gerçekten de ölmüş gibi hissediyorum. İçimde hiçbir şeyin olmadığını hissediyorum. Hiçbir isteğimin kalmadı­ğını görüyorum. Biraz daha bilinçliyim, dolayısıyla da üzerimdeki yükü daha çok hissediyorum. Uçurumdayım.”
Sayfa 46
“Katlanılmaz olduğumu biliyorum. Bu şekilde devam edemem. Sabahlarım dehşet içinde geçiyor. Çalışmak zorunda olan bir has­tayım. Gerçekten de endişeliyim. Sanki kronik bir duruma girdim: Hani sanki bu benim içime girdi. Aklım öylesine karışık ve ben öylesine umutsuzum ki. Ruh halim değişmiyor. Kendimi, uçurum­dan aşağı yuvarlanır gibi hissediyorum. Bu tatil günlerinde ilerleme kaydetmeliydim: Gerilememeliydim. Dün, tekrar işe başlamak zorunda olmam bana dehşet veriyordu. Böyle bir acı çekilebilir mi? Bu size insanca geliyor mu? Hayatım bu benim. Bu halin dışında olan kişi, bu halden çıkmanın imkânsızlığını anlayamaz. Ölmeye­ceğimi umarım.” “Utanç hissediyorum. Dün sabah kendimi küçümsüyordum. Bu gibi anlarda kendimi kontrol edemiyorum. Bu acıya daha ne ka­dar katlanabileceğim? Sonsuza dek süren depresyonlar var, benim­ki de bunlardan biri. Bu acının içine öylesine batmış durumdayım ki, mideme oturmuş bu yükün kalkması bana imkânsız geliyor. Size inanmıyorum neredeyse; iyileşeceğimi duymak bana neredey­se olanaksız geliyor. En beter umutsuzluktan bir ölçüde huzura varmak. Beni bir tek iyileşmek ilgilendiriyor. Bu, fiziksel ağrıdan da şiddetli bir şey. Böyleyken kendimi diğerlerinden ayrı: uzaydan gelmiş gibi hissediyorum.” “Kendimi herkesten bu kadar uzak hissediyor oluşum beni derinden kaygılandırıyor; ama söylediklerinizden hoşnudum. So­rumluluk karşısında boğulduğumu hissediyor olsam da, belki de, yarınlar o kadar da uzak değildir.”
Sayfa 46
Reklam