berAY

berAY
@berays
İstanbul
1 Ocak
7 okur puanı
Mart 2018 tarihinde katıldı
Yas, kaçınılmaz olarak, sevilen bir kişinin ya da onun yerine geçen bir şeyin, örneğin vatanın, özgürlüğün, bir idealin vb gibi soyut bir şeyin kaybına yönelik bir tepkidir.
Sayfa 44
Reklam
Depresyonda, iletişimin yitimi ve bunun uzantısı olarak da, ya­şayabilmenin yitimi öyle bir yoğunluk gösterir ki, kişinin varolu­şunun tamamı kansız, cansız ve boş olur, insanın karşısındaki her gelecek engelli gibidir, hayatın yerini yıkım ve umutsuzluk gerçekliği almıştır. Girişimcilik ve doğallık can çekişmektedir; kaygı, yitmişlik hissi ve zayıflık artmıştır; hayatın bir-parçası- olmayı-istemez-olmak, hatta hatta artık-hayatın-bir-parçası- olamamak, melankolinin anahtar kelimesi olur. Scheler’e göre zamansallıgın yaşanmışlığını oluşturan program ve planlarla yaşanmaz olur; hayat geçmişe dönüktür, sadece yitmişlik de­ neyimlerinin etrafında dönüp durmaktadır.
Sayfa 41
Anlamdan yoksun insanların eylemlerinde, deliliğin, ruhumu­zun en kuvvetli işleriyle nasıl da uyuştuğunu görürüz. Delilik ile özgür bir ruhun cesur yükselişleri, olağanüstü ve yüksek bir erde­min etkileri arasındaki mesafeyi algılamanın olanaksız olduğunu kim bilmez ki? Platon, melankolik insanların bilime daha meyilli ve daha üstün olduklarını söyler ve deliliğe bu kişilerden daha me­yilli olan da yoktur. Sonsuz ruh vardır ki, kendi güç ve uysallığına kapılmıştır. İtalyan şairlerince uzun zaman yaşatılmış antik ve saf şiirin ruhuna uyan, ona en çok nüfuz eden, en usta adam kendi he­yecan ve tutkusu nedeniyle nasıl bir sıçrama yaptı şimdi? O bunu kendi ölümcül canlılığına borçlu değil mi? Bunu gözlerini kör et­miş o aydınlığa borçlu değil mi? Ona mantığını kaybettirmiş olan şey, mantığa ilişkin net ve gergin kavrayışı değil mi? Onu aptallığa sevk etmiş olan şey, bilimlere yönelik meraklı ve çalışkan araştır­ maları değil mi? Onu melekesiz ve ruhsuz kılmış olan şey, ruhun melekelerine yönelik o nadide yatkınlığı değil mi?
Sayfa 40
Hiçbir şeyden psikiyatrların eline düşmekten korktuğum ka­dar korkmadım. En nihayetinde ancak bela getiren diğer bütün doktorlar bile, psikiyatrların yanında nispeten daha az tehlikeli kalır çünkü toplumumuzda psikiyatrlar kendi aralarında hâlâ bü­yük bir dayanışma içindedirler ve dolayısıyla bir şekilde dokunul­mazlığa sahiptirler ve onların dostum Paul’e tamamen vicdansızca uyguladıkları terapötik yöntemleri uzun yıllar boyunca inceleme imkânına sahip olduğumdan, önceden zaten duyduğum korku daha da şiddetli bir korku halini aldı
Sayfa 26