Az olmak, olmamak anlamına gelmiyor.
Tanıdığı olsun ya da olmasın kişiler incinip zarar görmesin diye bu kadar hassas davranan insanların hâlâ vâr olduğunu görmek umutları diri tutuyor. Bu çağ toptan berbat değil, az olmak olmamak anlamına gelmiyor. İyiler hep varlar elhamdulillah, denk geliriz gelmeyiz onu Allah bilir.
Hayata Dair
Cengiz mi Timur mu Atilla mısın?
Yakınını hastalıktan kaybedenler varsa da bilirler ki son anları yaklaştığında bir güzellik gelir neşe gelir insana ve iyileşecek sanırsınız. Ecelden evvela mısın? diyor Cemal Safi. Allahım lütfen ecelden evvela olmasın diye dua edersiniz, gerçekten iyileşsin diye sonra herşey daha berbat bir hal alır. Ölen öldü ama geride kalanlar, Yahya Kemal'in dediği gibi "Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli." Ve... Sevmekte yorulur, sevmenin de eceli vardır... Git derim gitmezsin, gel derim gelmez Yeter be arkadaş sen bela mısın Her gün mü ağlanır hiç mi gülünmez Sen beni üzmeye müptela mısın? Neler çektim, bir ben bir Allah bilir. Ya çek vur katil ol, ya düşün delir. Ölümcül hastaya güzellik gelir, Sen yoksa ecelden evvela mısın? Hastan oldum haşadımı görmedin, İlacımdın bir katreni sürmedin, Fırat oldun bir yudum su vermedin, Sen yoksa hayırsız Kerbela mısın? Kan akıttım; vuruldum da vurdum da Kâr etmedi elden gelen yardım da Taş üstüne taş koymadın yurdumda Moğol’un ettiği istila mısın? Yediğin naneye bakar mısın sen Kalbimden defolup çıkar mısın sen Girdiğin her yeri yakar mısın sen
Reklam
her şey berbat olmak zorunda mı, dedi evet dedim, zorunda
2 yıldır yeni yeni kendime geliyorum. Belki sende çok zor zamanlar geçirmişsindir bilmiyorum. Ama beraber atlatabilirdik. İstemedin. Hep kaçtın. En sonunda bende sana set çektim. Çünkü zaten berbat haldeydim. Umutlarım daha da dibe çekiyordu beni.
İlerde daha saçma ve kötü şeyler olacağından şuan stres yapmanın zamanı değil ya. Ve her şey bu kadar berbat durumdayken gidip kitap okuyacağım tabii ki de
Film önerileri ve düşündürdükleri...
Ayşen Şahin (Aksakal) En çok tek mekanda geçen filmleri severim. Ortam değişmeden bir konu anlatabilmek için en az 90 dakika tartışılmaya değer bir konu, o tartışmayı dinlemeye değer kılan bir metin ve izlemeye değer kılan çok iyi oyunculuklar gerekir. Bu tek mekan filmleri genelde bir felsefi tartışma ya da ezber bozma üzerine olur ve roller dengeli dağılır. Bir kült olan "12 Angry Men"i bilirsiniz. 1957 yapımı bu film farklı karakterlerdeki mahkeme jürisinin "makul şüphe" üzerinden bir genci idama göndermek ya da beraat ettirmek arasında 180 derece değişen kararları üzerine kurulu ahlaki bir tartışmanın sahneye yansıması. Tüm film 8 numaralı jürinin "Peki ya?.." sorusunu sorması ve tartışmayı açması üzerine kurulu. Bir diğer kült film de 2007 yapımı "The Man From Earth". Taşınan profesör arkadaşları John Oldman'ı uğurlamak üzere bir araya gelen 7 akademisyen, meslektaşlarını taşınma nedeni üzerine açıklama yapması için zorlayınca on dört bin yaşında olduğunu öğrenirler. Biyoloji, sanat tarihi, ilahiyat, antropoloji, arkeoloji, tarih gibi uzmanlıkları olan misafirler kendi alanlarındaki bilgileri ile bunun imkânsız olduğunu ispatlamaya çalışsalar da Oldman'ın cevapları bunun gerçek olabileceğini gösterir. Özellikle dinlerin ortaya çıkışını izahatı, tüm akademisyenleri dehşete düşürür. Senaristi Jerome Bixby'nin 38 senede tamamladığı, sinemanın en entelektüel işlerinden biri olarak tarihe geçen film, izleyiciye 89 dakika boyunca şu soruyu sordurur: "Peki ya?.." 2012 yapımı "Le Prenom"da #306668211, evde bir eş-dost yemeğinde geçer. Vincent, doğacak çocuğuna Benjamin Constant'ın 1816 tarihli aynı adlı romanının kahramanı olan Adolphe'un adını vermek isteyince yemeğin seyri değişir. Tartışmalar, yazılışı farklı olsa da bir çocuğun
Dizi/Film
Reklam
Reklam