berceste

Medrese mektepken, ilim yerine ilim tarihini almıştı. Din ve dünya meseleleri hakkında, felsefede, hukukta ve ahlâkta, ilk ortaya konan ve üstadlar tarafından kabul edilen fikirler, şüphe götürmez hakikatler diye kabul edildi. Onlardan sonraki bütün fikir hareketi, ilk hakikatlerin tefsir ve izahından ibaret kaldı. Tecrübenin zaruretlerinden sıyrılan bu sözde hakikat araştırmasının tefsir ve izah metodları da tamamen sübjektif ve itibari idi. Herhangi birini seçmenin sebebi, şahsî temayüllerle üstad otoritelerinin telifi endişesi idi. Üstad otoritesi aklı mahkûm etmiş bulunuyor, henüz tecrübe metodu bilinmiyordu; psikolojik araştırmanın değeri ise henüz anlaşılmamıştı. Böyle olunca fikir hareketleri için yalnız dar bir kapıdan başka bütün kapılar kapanmış demekti. Bu kapı, otoritenin güneş görmemiş kapısı idi. Aynı üstadın fikri yüz kere, bin kere ele alınıyor, bir ağızdan çıkan hüküm, nas dışında, bin yıl aynı "kaale" (dedi) nidasiyle ağızdan ağıza intikal ediyordu. Bugün yine din öğretimi yapanlar, ilim diye bu tarihi hatırayı naklediyorlar.
Sayfa 91·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İlim zihniyeti, tenkitçilik, şüphecilik ve hiçbir menfaat gözetmeyen hakikat aşkından ibarettir; ve mutlak iman havzası dışında her hakikat bu murakabeye tâbidir. Bu prensiplerle çalışan zihniyet, otorite tanımaz. Bu zihniyetin sahipleri, herhangi bir fikrin doğruluğunu ileri sürerken, ispat sadedinde sebep olan, "zira falan ve filân adamlar böyle demişlerdir" tarzında konuşmaz. Böyle düşünüşe 'skolastik düşünüş' denir. Bu düşünüş çoktan gömülmüştür. Onun yerine ilim ve düşünüş doğmuştur. Skolastik ilim yapmamıştır. Bin yıllık "dedi"leri sıralayan ve bin yıl önce kabul edilen fikirleri olduğu gibi hakikat sahnesine çıkarmak isteyen umumi düşüncelerin ilimle alâkası olamaz. Fikir ağacının beş yüz veya bin yıllık olması onu daha sağlam yapar. Lakin bugünkü ağaç artık bin yıl evvelki değildir. O her sene yeni bir bünye kazanmış, her mevsimde hayata ulaşmıştır. Hayat maddelerini olduğu gibi, kabuğunu da her yıl dökmekte, her bahar yeniden yapraklanmaktadır.
Sayfa 92·Kitabı okudu
En başta şunu söyleyelim ki, yüzyıllardan beri medresenin yaptığı dinî öğretim hatalıdır, arık ve çorak bir yoldan geçip gitmiştir. Gerçekte din, psikoloji ile metafiziğin karışımıdır. Dini yaşayış psikoloji ile, yani kendini düşünmekle başlar. Böylelikle elde edilen nefsin bilgisinden Rabb'in bilgisine yükseltici bir metafiziğe ulaştırır. Sonunda Allah'a teslim olarak onun bizim üzerimizdeki mutlak hâkimiyetini kabul edici sığınma halinde sürekli bir şevkle yaşatıcı yine psikolojik, yani ruhsal bir hayat ve hareket sistemi olur. Böyle bir hali bizde yaşatmaya yardımcı beden hareketlerine ise ibadet derler. Hakikatta ibadet, bu beden hareketlerinin kendisi değildir. İbadet şevk ve aşk ile tereddütsüz Allah'a teslim olmadır. Beden hareketleri, psikolojik bir kaide olan bedenin ruh üzerine tesirini sağlayıcı ve arttırıcı sistem halinde emrolunmuş bir takım unsurlardır.
Sayfa 177·Kitabı okudu
Din bir mantık sistemi de değildir. Aklın prensipleriyle ilâhî hakikatleri kavramaya çalışmak boşuna gayret olduğu gibi, aklın anlamaktan âciz olduğu dinî hakikatlerin inkârı da, aklın sınırlarını bilmeyişten ileri gelen kibirle cehalet karışığı bir şaşkınlıktır. Akıl belki bir merdivendir, akılsızlıkla Allah'a varılmaz. Ancak akıl merdiveninin bütün basamakları aşıldıktan sonra onu bırakıp kalp ve ilham kanadının açılmasına ihtiyaç vardır.
Sayfa 180·Kitabı okudu
Din, sanat da değildir. Güzel seslerle Kur'ân ve mevlit okunması dindarlık ifadesi değil, belki sadece dindarlık gösterisidir. Hele bu işleri zanaat haline getiren hocalarla mevlitçilerin bu hâli, dini alelâde alışveriş sermayesi yapan iğrenç denecek derecede berbat din dışı bir harekettir. Kur'ân'ı ancak mânasındaki belâgatı en güzel şeklinde ifadeye ve Kur'ân âyetlerindeki heyecanı kendisine en uygun şekilde yaşatmaya yarayan dinî sanat ve herhalde ticaretle ilgisiz olarak, Peygamber'in kendisi tarafından övülmüş en güzel şeydir.
Sayfa 180·Kitabı okudu