"Zavallı yaratık, mesut olamayışının kusurunu başkalarına yüklüyorsun! Kederinin, yıkılan kalbinde, bozulan beyninde olduğunu bir türlü anlamıyorsun. Dünyanın bütün kralları biraraya gelseler seni bundan kurtaramazlar."
"Onu bana ver!" diye Tanrıya yalvarıyorum. Ama çok zaman onu benim sanıyorum. "O benim olsun!" diyemiyorum, çünkü o başkasının. Acılarımla alay ediyorum. Gönlümü kendi halime bıraksam, birbirine en aykırı duygular biraraya gelecek."
"Belki yüz kere onun boynuna atılmamak için kendimi tuttum. Ulu Tanrı bilir, karşınızda bu kadar çık güzellikler görüp de onlara dokunamayışınız ne kadar zordur! Oysa dokunmak, tabiatın insana verdiği bir içgüdüdür. Çocuklar her gördüğü şeyi tutmak istemezler mi? Ya ben?"
"İnsan hayatta geçici bir yolcudur. Kendi varlığına en çok inandığı, dostlarının hatıralarında ve gönüllerinde en çok izler bıraktığını sandığı yerde bile kalplerden silinir ve izleri kaybolur. Hem de ne çabuk!"