1000Kitap Logosu
Genç Werther’in Acıları
Genç Werther’in Acıları
Genç Werther’in Acıları

Genç Werther’in Acıları

OKUYACAKLARIMA EKLE
8.2
16,9bin Kişi
63,7bin
Okunma
15,3bin
Beğeni
454bin
Gösterim
128 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 3 sa. 38 dk.
Basım
Türkçe · Türkiye · Sis Yayıncılık · Ağustos 2017 · Karton kapak · 9786055768287
Diğer baskılar
Genç Werther’in Acıları, Goethe’nin henüz 25 yaşındayken yazdığı ve yayımlandığı dönemde çok ses getiren ve günümüzde de en çok okunan kitaplarından biridir. Roman piyasaya çıktıktan sonra birçok intihar vakası ile karşılaşılmıştır. Almanya sokakları bir çeşit Werther Salgınına uğrayarak, ortalığı mavi ceket, sarı pantolon giyen duygulu gençler istila etmiştir. Werther büyük kentin yarattığı ruhsal çöküntüden doğaya kaçan, aydın bir gençtir. Orada soylu bir ailenin kızı Lotte’ye âşık olur. Lotte’de bu aşka kayıtsız değildir ancak nişanlıdır ve toplumsal kurallar gereği Albert ile evlenir. Werther ise bir aile dostu olarak yer alır yanlarında. Ne var ki aşk ve dostluk arasındaki sınır çizgisi zayıftır. Şiirsel ve akıcı diliyle bir aşk acısını ve bunalımını anlatan Genç Werther’in Acıları, hala büyük bir zevkle okunan bir başyapıt olma özelliğini koruyor.
5 mağazanın 207 ürününün ortalama fiyatı: ₺10,19
Kitabı Dinlebi İle Hemen Dinle
4 sa. 39 dk.
8.2
10 üzerinden
16,9bin Puan · 2555 İnceleme
GIORDANO BRUNO
Genç Werther'in Acıları'ı inceledi.
126 syf.
·
Puan vermedi
''Mavi Ceket Sarı Yelek Giyerdi İntihar.'' Kısacık bir inceleme!
Efkarlı olduğu halde mutsuzluğunu gizleyebilecek, yakınlarının neşesini yok etmeden onu kendi başına üstlenebilecek kadar kişilik sahibi olan tek bir insan gösterin bana... 27 Ağustos 1749’da Frankfurt’ta dünyaya gelen Almanların en büyük yazarlarından sayılan Johann Wolfgang von Goethe, 1774 yılında, henüz 25 yaşındayken yazdığı, “Die Leiden Des Jungen Werthers”- (Genç Werther’in Acıları) adlı mektup   tarzındaki romanıyla tarihte eşine benzerine rastlanmayan bir şeye neden olur: “Werther Fieber” adıyla anılan bir intihar salgınına… Edebiyat dünyasına, karşılıksız aşkıyla intihara sürüklenen “romantik kahraman” Werther’i   armağan eden bu büyüleyici mektup-roman, şiirselliği ve yaşama tutkulu bakışıyla, sadece Almanya’da değil, tüm dünyada  gençliği etkisi altına alır dönemi içinde. Büyük kentten Wahlheim’e yerleşen genç bir avukattır Werther. Orada soylu bir ailenin güzel kızı olan Lotte’yle tanışır, ona aşık olur. Lotte, Albert adlı bir gençle nişanlıdır ve kısa bir süre sonra da Albert ile evlenecektir. Werther bu evlilikten sonra bir aile dostu olarak kalacaktır. Ancak Werther kendisine hakim olamaz ve aşkını Lotte’ye itiraf eder. Lotte bir daha görüşmemeleri gerektiğini şu sözlerle Werther’e bildirir:  “Bu son! Werther! Beni bir daha görmeyeceksiniz”.Werther bu acıya dayanamaz. Lotte’ye bir mektup yazar;  “Bak Lotte! Bana ölümün sarhoşluğunu tarttıracak olan o soğuk ve korkunç kadehi elime alıyorum. Onu bana uzatan sensin, ben de almazlık etmiyorum. Böylelikle yaşamımdaki arzu ve isteklerimin hepsi gerçekleşti. Ölümün tunçtan kapısını bu kadar soğukkanlı, bu kadar sakin çalabilmek”  diyen Werther,  “Silahlar dolu. Saat on ikiyi vuruyor! Buraya kadarmış! Lotte! Lotte, hoşça kal! Hoşça kal!”  sözleriyle de mektubunu ve yaşamını sonlandırır. Genç Werther’in mektupları 4 Mayıs 1771’de başlayıp, 23 Aralık 1772’de sona erer. Werther’in mektuplaştığı arkadaşı Willhelm onun acılarının da ortağıdır… Bu eser, Goethe’nin hayatıyla doğrudan bağlantılıdır. Hatta Genç Werther’in, Goethe’nin kendisi olduğu düşünülür çoğu çevrelerce… Goethe’nin ve Werther’in hikayelerine şöyle bir göz atalım mı? Goethe, 1772 yılının Mayıs ayından Eylül’e kadar Wetzlar Alman Yüksek Mahkemesi’nde asistan olarak görev yaptığı sırada aşık olduğu Johann Christian Kestner’in nişanlısı Charlotte Buff adındaki kıza duymuş olduğu karşılıksız ve takıntılı ilgisini,bir roman formuna dönüştürerek, bu eseri yazar… Wetzlar’de bir elçilik sekreteri olan arkadaşı Karl Wilhelm Jerusalem’in intiharıysa, bu trajik aşkın kurgulanmasına ve Werther’in elleriyle hayatına son vermesine esin kaynağı olur. Jerusalem, kendisi için erişilmez olan evli bir kadına gönlünü kaptırmıştır çünkü… Romana baktığımızdaysa, Werther adındaki genç hukuk stajerinin, nişanlı bir kadın olan Lotte ile intiharına kadar devam eden aşkını görürüz.Goethe’nin karşılıksız sevdiği kadının adı Charlotte’dir. Werther’in uğruna canına kıydığı kadının adıysa Lotte… Lotte ismi, Charlotte’nin son beş harfidir… Goethe’nin bir yanda Charlotte Buff’a duyduğu aşk, öte yandan dostu Jerusalem’in intiharı onu ‘Genç Werther’in Acıları’nı yazmaya iter. 1774 yılında yayımlanan kitap Goethe’ye şöhretin kapılarını açarken bir intihar salgınını da beraberinde getirir. Dönemin gençleri,aynı romandaki Werhter gibi,kuyruklu mavi ceketlerle, sarı yeleklerle dolaşmaya başlarlar caddelerde.Bir Werther hayranlığı baş gösterir. Hiçbir evde eksik olmayan meşhur Werther fincanları ve hatta Werther parfümünü de kapsayan bir Werther modası  başlar. Kahve ve çay ibrikleri, bisküvi ambalajları ve çay kutuları, “Werther’in Acıları”ndan sahnelerle süslenir. Werther salgını Almanya, İngiltere, Fransa, Hollanda’dan Çin’e kadar uzanır. İsveçli bir genç kendini tabancayla vurduğunda hemen yanı başında ‘Genç Werther’in Acıları’ bulunur. 1778’de Ulm’da, Christel von Lassberg adlı bir genç, cebinde Werther romanıyla Ulm Nehri’ne atlayarak intihar eder. Kendini pencereden aşağıya atan bir kunduracı çırağın cebinde, 1784 yılında yatağında intihar eden bir kadının yastığının altığında yine Werther vardır… Werther ile Lotte’nin öbür dünyada buluşmaları konulu bir “havai fişek eğlencesi” bile düzenlenir. Roman figürleri, romanda geçen olaylar, sahneler yağlı boya resimlere konu olur, bakır oymacılığı, porselen süslemeciliği de konuya ilgisiz kalmaz. Werther salgını endişe verici boyutlara ulaştığında kimi yerlerde kitap yasaklanırken Goethe’de eleştirilere maruz kalır. Goethe ve 25 yaşında yazdığı bu kitabı için; ”içinde bulunduğu karşılıksız aşkın yarattığı psikolojik durumdan kurtulmak için kahramanı Werther’i intihar ettirmiş, bu şekilde kendisini ölümden kurtarmıştır”  denebilir… Ancak kendisini kurtaran Goethe, neredeyse romanın yayınlandığı dönemdeki bir kuşak genci intihar salgınından kurtaramamıştır. Werther’in konusu hiç durmadan işlenir, değiştirilir ve ortaya yeni yeni çalışmalar çıkar. Tiyatrolar, şiirler, mektuplar, operalar, operetler, parodiler, halk tiyatroları, vodviller konuyu tekrar tekrar ele alıp değerlendirirler. Bu sert etkiyi kırmaya çalışan bazı çevreler yeni bir yönteme başvururlar. Werther’in açmazı, genç bir adamın evli bir kadına duyduğu umutsuz bir aşk olarak basite indirgenip, intihar konusundaki tartışmalar için bir bahaneye dönüştürülür. Berlin’li bir kitapçı olan Friedrich Nicolai (1735-1811), akılcılığın sarsılmaz, inatçı bir savunucusu, yılmaz bir “aydınlanmacı” olarak,  “gençliği uçuk, sorumsuz duyarlıklardan ve çevresine yabancılaşmış, kendi dünyasına kapanmış dahi kişiliğe hayranlık duymaktan alıkoymak”  amacıyla, “Werther”in son bölümünü alaycı, taşlamacı bir üslupla yeniden kaleme alır ve yayımlar. Friedrich Nicolia “Die Freuden Des Jungen Werthers” (Genç Werther’in Neşeleri) adlı mutlu sonla biten bir hiciv yazar. Bu hicivde, Werther’in planlarını farkeden Albert, silaha tavuk kanı doldurur, böylece Werther’in intiharına engel olup, Lotte’yi ona teslim eder. Werther de, tutkulu genç yönü ortaya çıkarılıp,kendisini saygı duyulan bir vatandaş olarak topluma yeniden kazandırılır. Ancak Goethe bu versiyondan memnun kalmaz ve kitapçı Nicolai’yla edebi bir savaş başlatır. “Werther’in Mezarında Nicolai” (Almanca: “Nicolai auf Werthers Grabe”) adlı bir şiir yazan Goethe; şiirinde, Werther’in mezarına büyük tuvaletini yaptığını söylediği Nicolai’yi,Werther’in anısına hakaret etmekle suçlar… Anlaşıldığı gibi, roman, tıpkı savunanlarda olduğu gibi, eleştirenlerde de oldukça güçlü duygusal tepkilere neden olur. Goethe Werther ile orta sınıf normlarına tamamen aykırı düşen bir kişiyi merkeze koymuştur çünkü. Burjuvazi toplumu Werther’i, -düşüncelerine tamamen aykırı bir şekilde- yuva bozan, asi ve hür fikirli biri olarak nitelendirir. Edebiyatta birçok kez, yarar sağlayan ve eğlendiren bir şeyler bekleyen burjuva algısı, Goethe’nin bu romanında, beklentilerinin karşılığını bulamaz. Çünkü roman, burjuvazi normlarına göre akla hayale sığmayacak şekilde, bir intiharla sona ermektedir. Birçok vatandaş, baş kahramanın, kendi değer yargılarına aykırı düşmesi ve prensiplerine yönelik bir tehlike arz etmesi nedeniyle, Goethe’nin eserini sert bir şekilde eleştirir. “Genç Werther’in Acıları” onlar için, geleneksel edebiyatla birlikte hoş olmayan bir hayal kırıklığını temsil eder. Kitabı, kendi ilgilerinin dışında kalan değerlerin ve intiharın yüceltilmesi olarak görürler. İntiharın yüceltilmesi konusundaki eleştiriler, büyük ölçüde kilise ve bazı çağdaş yazarlar tarafından yapılır daha çok…Werther’in yazarı Goethe,muhafazakar teologlar tarafından; “Hıristiyan olmamak” ve “edepsizlik yapmakla” suçlanır. Bu eleştirilerin temeli, birçok gencin tipik sarı-mavi karışımı Werther giysileri içerisinde intihara kalkışmasıdır öncelikle. Bununla birlikte bazı bölgelerde (Leipzig, Kopenhag, Milano gibi) kitap yasaklanır. Goethe’yse, insanın, ruhundaki ıstırapları yazıya dökmesi gerektiğini dile getirerek, kendi yaşanmışlığını, en iyi örnekle karşıladığını söyler. Goethe, intihar konusunda fettanlık derecesinde kendisini kınayan Piskopos Lord Bristol’a alaycı bir şekilde şöyle karşılık verir: “Siz şu an, bir yazardan hesap sormaya ve zaten sönmeye yüz tutan ışıklarını tamamen söndürmekten başka hiçbir şey yapamayan bir düzine aptal ve ciğeri beş para etmez insandan, dünyayı büyük ölçüde kurtaran ve dar görüşlü beyinler tarafından yanlış algılanan bir esere çamur atmaya kalkışıyorsunuz.” Alman klasizminin dehası kabul edilen Goethe, sonraki yıllarında kendini,romantizmin anıt kitabı kabul edilen “Genç Werther’in Acıları”ndan uzaklaştırır. Şöhretinden ve Charlotte Buff’a duyduğu gençlik aşkını halka duyurmasından pişmanlık duyar. Werther’i 25 yaşında yazmış olmasına rağmen, yaşlılığında da çoğu misafiri onun sadece bu kitabını okuyup, onu birçok eserinin arasından bu kitaptan tanır. Bu yüzden ilişkilendirildiği romantik hareketten ayrılıp, onu “hastalıklı bir şey” olarak tanımlar.Goethe kitaba duyduğu nefretini, “Werther, Goethe’nin kardeşi olmuş olsaydı da Goethe Werther’i öldürseydi, onun kinci hayaletinin bile kendisini bu kadar rahatsız etmeyeceğini“ yazarak belirtir. Kendisine melankoliden dolayı acılar çektiğini yazan bir genci ziyaretinden sonraysa, “Tanrı beni tekrar bir Werther yazmak zorunda olmaktan korusun” diyecektir. İki haftada yazılmış, ilk mektup roman olan Genç Werther’in Acıları, ilk olarak,sadece 3.000 adet ve Goethe’nin adı kullanılmadan, bir editörün kısa önsözü ile basılır… 1774 ilkbaharında Leipzig Kitap Fuarı’nda yerini alan ‘Genç Werther’in Acıları’ aynı zamanda dönemi içinde en çok satan kitap olarak tarihe geçer. Roman, 1790 yılına kadar tam 30 kez basıldığı gibi; 1775’te ilk Fransızca çevirisi, 1779’da ilk İngilizce çevirisi ve 1781’de ilk İtalyanca çevirisi yapılır.Türkçe’de, 1967 yılında, Recai Bilgin çevirisiyle Remzi Kitabevi’nden çıkan romanın adı “Genç Werther’in Izdırapları”ydı. Toronto Üniversitesi öğretim üyesi Psikiyatr Keith Oatley ve İngrid Wickelgren tarafından Scientific American’da yazılan bir makaleye göre insan beynini etkileyen bir numaralı roman olan “Genç Werther’in Acıları” tüm tartışmalarına rağmen; “kendi tutkusu ya da gereksinimi olmadan, başkaları istiyor diye, para ya da şan için çalışıp didinen bir insan budalanın tekidir. Bildiklerimi herkes bilebilir; yüreğimdir yalnızca bana ait olan”  gibi muhteşem dizeleriyle ölümsüz bir eserdir.
Genç Werther'in Acıları
OKUYACAKLARIMA EKLE
15
161
BLACK JACK
Genç Werther'in Acıları'ı inceledi.
190 syf.
·
3 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Bu kitabı okumak kimsesiz karanlık bir sahilde dolaşmak gibi gerçekten. Hayatımda okuduğum en iyi kitaplardan biri diyebilirim. Sayfalara post-it yapıştırmaktan kitap şişti, kalınlaştı. Ne yazsam ne söylesem bu kitabı ve Werther'in acılarını size anlatamam. Alın ve okuyun. Beğenmezseniz bana getirin ben bir daha okurum :)
Genç Werther'in Acıları
OKUYACAKLARIMA EKLE
29
967
Ayşegül İlyasoğlu
Genç Werther'in Acıları'ı inceledi.
176 syf.
·
2 günde
·
Puan vermedi
werther'in kendisine tenkitname
Eser güzel, hakkını yiyemem lâkin ahlaki bir kaç sorunu var: Biz insanlar ahlakımızla varız ve ahlakımız kadar insanız. İşte bu cihetten bir eser kaleme alınacaksa eğer muharririn en ufak bir ahlâk açığı vermemesi gerektiğini nazarımda elzem addederim. Çünkü biz okuyucular okuduklarımızdan etkileniyor ve kalbimize alıyoruz. Ve belki de en kötüsü doğru olmayan şeylere alışıyoruz, normal karşılıyoruz. Hayat çok kısa, onu en güzel şeylerle doldurmalı ve yaşantımızda en az payı hataya/günaha vermeliyiz. Yusuf Kaplan beynin bir çöp kutusu olmadığını, buraya her kitabın alınmaması gerektiğini söyler. Bu kitap çöp mü peki, hayır değil, içinde bir çok hikmetane sözler barındırıyor fakat göz yumulmayacak yanlışları da var. Bu kitabı bir ergene okutmayın mesela ya da hayata dair sağlam bir bakış açısı olmayana da. Gelelim benim kusur addettiklerime; Aşk, hayatı yaşanmaya değer kılan yegâne güzelliktir. Platoniği zehir, karşılıklı olanı yegâne mutluluk sebebidir. İlk görüşte aşka tabiki inanıyorum ama " İnsan sevdiğini anar, andığını sever" sözüne de behemehal katılıyorum. Nitekim şöyle bir durum da vardır ki aşık olunacak kişiyi biz seçemeyiz ve bu bazen yanlış bir kişi de olabilir. Böyle durumlarda yapılması gereken çok önemli bir şey vardır, kişiyi unutmaya çalışmak, kalbe atılan aşk tohumu filizlenmeden kalbi ve aklı başka şeylerle meşgul etmek ve gerekirse uzaklara gitmek. Mecnun olmak istemeyenler için verilen tavsiyeler bunlar ancak Mecnun şanslıydı aşkı karşılıklıydı ama platonik Werther n'apsın bu tavsiyeler onaydı... -Bundan sonrası spoiler içerir- Romanın kahramanı Werther ilk görüşte aşık oluyor amma olmaması gereken bir kişiye yakında evlenecek olan birine. Her ilk görüşteki tutulmaya da aşk diyemeyiz, aşkı hayranlıkla karıştıranlarımız kahir ekseriyette. (Burada ayran gönüllere de ufak bir nasihat: "Sen piknik yeri ya da mesire alanı değilsin, her gelen gönlüne girmemeli.") (Bu arada benim tek suçum aşık olmak deyip binbir rezilliği yapan insanlar var, belki de benzeri bir durumu Werther de gördüğüm için yaptıklarını ve aşkını doğru bulmadım.) Gelelim Werther'e, o ilk görüşte aşık oluyor ve bu imkansız aşkın peşine düşüyor ve içine düştüğü aşk çıkılmaz bir hâl alıyor. Werther'in başta bir hayranlık çerçevesinde gelip gittiğini ardından gerçekten aşık olduğuna kani oldum. Ulvi düşüncelerle ve her an sevgiliyle olduğunu göstererek aşkını biz okuyuculara kanıtladı, lâkin... Lâkin Werther'in aşkına sonradan çirkin düşünceler bulaşmaya başladı ve o zaman dedim ki Werther aşık değil ve üstelik Werther nefsinin kurbanı, Werther kendine aşık. İstediği şeyler olsun istiyor ve maşukunun duyguları düşünceleri onun için önemsizleşmeye başlıyor, maşukunun gözünde kendini görmek istiyor. Varlığını maşukunda görmek istiyor. Biz biliriz ki gerçek aşk maşukta yok olmaktır, fena olmaktır. Aşık kapıyı çalınca, maşukun sorusuna "sen geldin" diye cevap vermeli, "ben"in b'si bile toz duman olmalıdır... (Her neyse bunlar ulvi mevzular, gayri müslim olmasına rağmen yine de Goethe'u tebrik ettim. Nefs/ şehevi ihtiraslar yine de en az bir şekilde bulaşmış Werther'in aşkına, belki de okuyucularına moral olsun diye yaptı bir şeyleri bunu bilemeyeceğim) Romanın sonuna doğru Werther niyetini bozuyor ve ne yazıkki aşkının kalitesini yerle yeksan ediyor. Üstelik kadın evli ve kocasıyla mutlu bir evliliği var. Werther bu çirkinliği yapmayacaktı madem seviyorsa aşkını kalbine gömüp yaşamasını bilecekti. Ya da ne bileyim aklın atıp mecnunane çöllere düşebilirdi ama Werther aklını hiçbir zaman terketmedi. Kadına söylediği sözleri korkunçtu, kocasının ya da kendisinin ölmesini dâhi ölmesini istemiş, "üçümüzden birisinin ölmesini istedim lakin ardından bu ölen ben olmalıyım(!) deyip kendi canıma kıymayı tercih ettim" diyor. Hadi buna eyvallah diyelim, başkalarına değil kendine kıyma yürekliliğini gösterdi. (Ya benimsin ya kara toprağım diyenler var ve bu korkunç.) Sevgili uğruna bir pervane misali ölmesi güzel lâkin ölmek isterken bile kendisini düşünüyor, aşkını kanıtlamaya çalışıyor. Bencil aşık. Bunu ergenler okumamalı dedim çünkü onlar duygularının esiri ve en ufak bir şeyde akıllarına gelen tek şey "ölmek". Bir şey olunca denemeye kalkıştıkları ilk iş intihar. İsmet Özel'in bu konuda söylediği çok güzel bir sözü vardır; "40 yaşıma kadar hep intiharı düşündüm, ama 40 yaşımdan itibaren insanların intihar etmeye değmeyeceklerini düşünmeye başladım. Bana göre intihar, geride kalanlara yönelik ağır bir suçlamadır. Bu mesajı verebileceğin tıynette insan olmadığını düşününce de intihar etmiyorsun." Anlayacağınız bir beşer için ölmeye değmez dostlar, ölecekseniz illa "o en güzel olan" için ölün. Başkalarında gördüğümüz O'nun bir tecellisi değil midir zaten... Mecnun aşkının doruklarında niçin Leyla'ya "sen Leyla'ysan bu içimdeki Leyla kim" dedi... Bunlar derin mevzular, burada bitiyorum müsaadenizle... "Hiçbir aşık sevgilisine varlığını göstermeye kalkışmaz." Feriduddin Attar Hazretleri
Genç Werther'in Acıları
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
55
G •
Genç Werther'in Acıları'ı inceledi.
126 syf.
·
11 günde
·
Puan vermedi
kısa ve öz
İlk başlarda bana biraz boğucu gelse de yarım yarım okuyup sıkılsam da sonunda bitirebildiğim bir kitap .. Kitap Werter'in dostu Wilhelm'e yazdığı mektuplardan oluşuyor mektupları okudukça duyarlı bir karakterle karşılaşacaksınız kahramanın hayatına duygularının yön verdiğini görecek ve zaman zaman karaktere kızacaksınız. Bu kadar kendisine melonkoliye sürüklemesine, karşılaştığı her duygusal olayda kendisine pay çıkartmasına ktabı okudukça ise Werter'i karşınıza alıp öğüt vermek isteyeceksiniz
Genç Werther'in Acıları
OKUYACAKLARIMA EKLE
74