Stefan Zweig yazar olarak çok beğendiğim bir yazardır. Bu kitap çok kısa ama öz. Bana hayatın seçimlerimizden ibaret olduğunu gösterdi. Bize dayatılan şeylere boyun eğmemeyi, mücadele etmeyi, mücadele ettiğimizde her xaman başımızın bir belaya girmeyeceğini gösterdi diyebilirim. Bi başyapıt olmasa okunması gerektiğini düşündüğüm bir kitap hatta öykü de denebilir.
"Oturması gerekiyordu, hissiz ve çaresiz yığılıverdi. Başı, bitkin bir şekilde sıkılmış yumruklarının üzerine düştü. Nihayet koyverdi kendini ve ufacık bir çocuk gibi ağlamaya başladı."
'Elizabeth kendi kendine, "Birkaç güne kadar arkadaşına Netherfield'a gelemeyeceğine dair bir mektup gönderirse ben de cevabımı almış olurum," diye düşünüyordu. "Bütün hayallerimden, artık beni sevmesini dilemekten vazgeçerim. Madem beni ve sevgimi elde edebilecekken vazgeçiyor, ben de onu yüreğimden atarım.'
Uzun zamandır kitap okumak konusunda sorun yaşıyordum. Yani başladığım kitapları mutlaka yarım bırakıyordum çünkü asla konsantre olamıyordum. Ama bu kitap beni yeniden okumaya teşvik etti diyebilirim. Konusu bir hayli dikkatimi çektiği için başlamak istedim ve yine yarım bırakmaktan korkuyordum. Fakat öyle olmadı. Okumaya başladığım ilk gün 1/4'ini bitirmiştim bile. Ertesi gün okumak için sabırsızlandım, tabii diğer günler de aynı. Sonradan biraz ağır gittim çünkü bir solukta okuyup bitirmek istemedim. Buna rağmen 6 günde bitti. Karakterlere çok alıştım özellikle Elizabeth bana en yakın gelen karakter oldu. (Sanırım çoğu okur için aynısı olmuştur.) Wickham'ın yalancılığını ilk dakikadan anlamıştım çünkü ne kadar yaklaşırsan yaklaş ilk kez gördüğün birine bu kadar mahremini anlatmazsın. Ayrıca Darcy de Wickham'ın aksine ilk günden çok etkileyiciydi ama ileriki bölümlerde gerçek kişliğini gördükçe daha da etkilenmedim değil. Sevinçten ağzım kulaklarıma varıyordu.
Herkese tavsiye edebileceğim bir kitap oldu. Ve en başta da belirttiğim gibi benim için dönüm noktası bir kitap oldu.