Hepimiz kendi kişisel fabrikalarımızın bir koridorunda tökezledigimize, kaderimizin mühürlendiğine ve bunun kesin olduğuna ( hayal ya da kabus monoton ya da tuhaf, iyi ya da kötü) inanabiliriz ancak bir söz, bir bakış, bir dil sürçmesi - onu değiştirebilecek, tamamen başka bir şeye dönüştürebilecek herhangi birşey - yüzünden mermerimiz bir bataklığa, labirentimiz altın bir yola dönüşür. Kaderimiz sonunda hep aynıdır, fakat- kısmen seçimlerimizle şekillenen kısmen önceden belirli olan- yolculuğumuz hepimiz için farklıdır.