Yeniden bir erkeğin yazdıklarını okumak gerçekten iç açıcıydı. Kadınlarınkinden sonra öylesine dolaysız, öylesine açık seçik ki! Büyük bir düşünce özgürlüğü, kişisel bağımsızlık ve kendine güven sergiliyordu. Kişi bu iyi beslenmiş, iyi eğitilmiş, hiçbir zaman engellenip karşı çıkılmamış, aksine doğduğu günden beri istediği yöne uzanabilme hakkına tümüyle sahip olmuş özgür aklın karşısında rahatlıyordu.
Erkeğin aklında, erkek kadına baskın çıkıyor, kadınınkindeyse, kadın erkeğe baskın çıkıyor. Her ikisi bir arada uyum ve tinsel iş birliği içinde yaşarlarsa normal ve rahat bir ruh hali ortaya çıkar.
Beni, bedenlerdeki cinsiyet farklılığı gibi zihinlerde de iki ayrı cinsin var olup olmadığını ve onların da bir araya gelmek isteyip istemediklerini sormaya yöneltti.