Resmi Türk görüşü açısından Kürtler, Türk asıllı olmakla birlikte kültürel ve dilsel olarak yozlaşmış ve şimdi Farsça, Arapça ve Türkçe karması, incelikli fikirleri ifade etme kabiliyetinden mahrum bir "DİLCİK" konuşmaktadırlar.
Türkiye'nin Batısından Doğu illerine doğru seyahat etmek, tamamen farklı bir ülkeye gitmeye benziyor - daha ilkel, daha yoksul ve daha katı toplumsal çelişkilere sahip bir ülkeye.
1979 Şubat ayında Pehlevi rejiminin çökmesini izleyen dönemde, Kürdistan'ın her yerinden çeşitli siyasal grupların temsilcileri toplanarak, geçici hükümete gönderilmek üzere sekiz maddelik taleplerini formüle ettiler. Bu maddelerden birisi, federal bir devlet çatısı altında tüm İran halkları için kendi kaderini tayin hakkına yönelikti.
İran'daki Kürtler, Kürt oldukları kadar İranlıdırlar da ve 1980'li yılların başlarında yaygın olan siyasal akımlar üzerinde Irak Kürtlerinin oldukça az etkisi vardı. "Özerklik" gibi kavramlar için kullanılan Kürtçe sözcükler bile İran ve Irak'ta farklıdır. İran Kürdistan'ında siyasal söylemin gelişmesi, geniş çapta İKDP ve Komala'nın eseridir.
Kurmanci konuşanlar arasında aşiret ilişkileri, Sorani konuşulan bölgelere nazaran çok daha belirgindir. Kürtler arasında geçen yüzyılda gelişen entelektüel söylem de çoklukla Sorani lehçelerinde gelişti. Bu, büyük ölçüde Irak'ın Kürtçe kitap, dergi ve gazetelerin yayımlanabildiği tek ülke olması gerçeğinden kaynaklanıyor. Türkiye'de bu mutlak şekilde yasaklanagelmiştir. Kurmanci, sürgündeki aydınların gerçekleştirdiği az sayıda yayım dışında, azgelişmiş kaldı.