Evet, ben bir korkaktım ama korkaklar da intikam alırdı. Belki de en iyi intikamı korkaklar alırdı. İlan etmeden, sinsice bekleyerek, hiç kimsenin ummadığı bir anda...
Kendime ihanet ettim. Yapılmayacak olanı yaptım, kapatılmayacak olanı kapattım, bahçeme hoş kokular taşıyan rüzgârı karanlık bir odaya hapsettim. O harika sevinci çıkardım yüreğimden, boş kalmış bir kadeh gibi ıssız bıraktım bedenimi...
Ama seni hiç iyileşmeyecek bir yara gibi, seni bir türlü evine ulaşamayan bir yolcunun giderek acı veren hasreti gibi, seni özgürlük düşü kuran bir idam mahkûmunun kararmayan umudu gibi hep yüreğimde taşıyacağım.
Çok farklı olduklarını, olaya zıt açılardan baktıklarını, birlikte yaşayamayacaklarını biliyordu. Yine de bu adamın varlığı alışık olmadığı bir rahatlık veriyor, onu mutlu kılıyordu.