Yeni bir yașam tarzı inșa ediyoruz, Leydi Hunstanton. Buradakinden daha iyi, gerçeklere ve sadeliğe dayalı bir hayat... Size garip geldiğine eminim. Nasıl garip gelmesin ki? İngiltere'nin zenginleri olan sizler, nasıl yaşadığınızın farkında değilsiniz. Nasıl olacaksınız ki? Kendinizi toplumdan, iyiden ve nezaketten soyutluyor, sadelikle saflığı gülünç buluyorsunuz. Başkalarının emeğiyle yaşayan sizler, özveriyi küçümsüyorsunuz. Yoksullara yaptığınız yardımlar, sadece onları biraz susturmak için. Bütün şaşaaya, zenginliğe, sanata rağmen, hayat nasıl yaşanır bilmiyorsunuz. Görüp elde edebileceğiniz güzelliği beğenir, yok etmek ister ve edersiniz de. Ancak gönlü zengin yașamın gözle görülmeyen güzelliği hakkında fikriniz yoktur. Hayatın sırrını unutmuşsunuz. Ingiliz toplumunuz bana sığ, bencil ve ahmakça geliyor. Gözleriniz kör, kulaklarınız sağır olmuș. Toplumunuz, cüzzamlı bir hasta gibi. Çürümüș yerlerinizi yaldızlı kumaşla örtmeye çalşıyorsunuz. Her şeyiniz yanlış, her șeyiniz!
Kusursuz olmamakta bir sorun yok ve tuhaf olmak da iyi. Neşelenmek zorunda değilsiniz. Bugün belki iyi iş çıkarırsınız belki çıkaramazsınız. Her türlü deneyim olacak. Bunda da bir sorun yok.
Sevmek ve sevilmek istiyorum. Kendi canımı yakmayacağım bir yol bulmak istiyorum. İşlerin kötüden çok dana iyi olduğunu söyleyebileceğim bir hayat istiyorum. Başarısız olmaya devam etmek ve yeni, daha iyi yollar keşfetmek istiyorum. İçimdeki duygu gelgitini, hayatin ritmi olarak görüp onun keyfini çıkarmak istiyorum. Devasa karanlığn içinde yürüyüp uzun süre altında durabileceğim bir parça gün ışığını bulabilen türden biri olmak istiyorum
Bir gün olacağım da.