Eski çağlarda bir tanrının ne kadar çok adı varsa, o kadar gizil gücü var demektir. Çok ad tanrının hüner ve bilgideki derecesini, adları kadar kılık değiştirme yetisine sahip olduğunu da gösterir.
“Bütün kültürlerde insan, doğduğu göğe uzanmış olarak görülür. İnsan, ölümlü doğası gereği evrenden yalnızca geçici olarak ayrılır, ancak sürekli olarak kendisini geldiği sonsuzlukla yeniden birleştirecek bir köprü arar.”
“Friedrich Nietzsche (1844-1900) Tanrının öldüğünü duyurdu. Bir anlamda doğruydu söylediği. Mit, kült, kuttörensel ve ahlaki yaşayış olmaksızın kutsal kavramı ölür. Yalnızca eleştirel aklın erişebileceği bir sonuca ulaşarak "Tanrıyı" tümüyle kavramsal bir gerçeğe dönüştüren çağdaş insan onu kendi için öldürmüştü.”
“İnsanların kör ve acıklı halini gördüğümde, bütün evreni kendi cansızlığında mütalaa ettiğimde ve insanın kendini oraya koyanın kim olduğunu, ne yapacağını ya da öldüğünde ona ne olacağını bilmeksizin evrenin bir köşesinde yolunu yitirmişçesine ışığını kaybettiğini, hiçbir şeyi bilme yetisi olmadığını düşündüğümde, uyurken kaçış yolu olmayan korkunç bir ıssız adaya götürülmüş, uyandığında kaybolduğunu gören biri gibi dehşete kapılırım.“