Hayat acı veren bir bezginliğe dönüşünce, ebedi uykusuyla ölüm teselliye hazırdı. O zaman ne bekliyordu? Artık gitme vaktiydi.
Ölüm acı vermezdi. Hayattı, hayatın sancısıydı bu feci, bu insanı boğan his. Hayatın Martin’e vurduğu son darbeydi.
Dipte bir yerlerde karanlığın içine düştü. Bu kadarını fark edebildi. Karanlığın içindeydi artık. Bunu fark ettiği anda da farkındalığı sona erdi.
Kız aniden konuşmaya başladı.
“Hayatta korktum. Seni yeterince sevmedim. Ama daha iyi sevmeyi öğrendim. Şuandaki seni ve eski seni seviyorum, hatta senin sen olmanı sağlayan her şeyi seviyorum. Benim sınıfımda olduğunu söylediğin şeylerden seni ayıran ne varsa onları, şuanda anlamadığım ama anlayabileceğimi bildiğim inançlarını seviyorum. Anlamaya adayacağım kendimi. İçtiğin sigarayı, ettiğin küfrü bile seviyorum; onlar senin bir parçan ve ben seni onlar için de seveceğim. Öğrenebilirim.
“Ama artık çok geç” dedi Martin. “Ben hasta bir adamım. Hayır, bedenim değil, ruhum hasta, beynim hasta. Bütün değerlerimi kaybettim sanki. Hiçbir şeyi umursamıyorum. Birkaç ay önce gelseydin her şey çok farklı olurdu. Ama artık çok geç.”
“Hiç de geç değil” diye bağırdı Ruth. “Göstereceğim sana. Aşkımın ne kadar büyüdüğünü, benim için sınıfımdan da değerli olduğunu, en önem verdiğim şey olduğunu kanıtlayacağım. Artık hayattan korkmuyorum. Annemle babamı terk edeceğim, arkadaşlarımın arasında adımın dillere düşmesine aldırmayacağım. Hemen buraya geleceğim, istersen seninle serbest aşk yaşayacağım ve bundan gurur duyup mutlu olacağım. Eğer eskiden aşkıma ihanet ettiysem, o ihanete neden olan ne varsa, bu kez aşkım adına onlara ihanet edeceğim.”
“Şimdi de aşkımıza yeniden başlayalım diyorsun. Evlenmemizi istiyorsun. Beni istiyorsun. Ama bak… kitaplarım ilgi görmeseydi de ben şuanda neysem aynen oydum. Ama sen burada olmayacaktın.”
Yazdıklarımın yayınlanması ve halktan gördüğüm kabul, senin bile aşkını değiştirmiş. Bütün eserlerini yazmış olan Martin Eden’la evlenmezdin. Ona duyduğun aşk, onunla evlenmene yetecek kadar güçlü değildi. Ama aşkın şimdi çok güçlü ve bu durumda bu gücün, eserlerimin yayımlanmasından ve gördüğüm ilgiden kaynaklandığı sonucuna varmaktan başka bir şey gelmiyor elimden.
“Sen de mi bunun için, kabul ve para için mi istiyorsun beni?”
“Kalbimi kırıyorsun.” diye hıçkırıklara boğuldu kız. “Seni sevdiğimi ve seni sevdiğim için burada olduğumu biliyorsun.”
“Korkarım demek istediğimi anlamadın.” dedi usulca Martin. “Söylemek istediğim şey şu: Beni seviyorsan, beni reddedecek kadar az sevdiğin güne göre, nasıl oluyor da şuanda beni daha çok seviyorsun?”