Basit nesnelerin gündelik deneyimi bile fenomenolojik analiz için bir çıkış noktası olarak hizmet edebilir. Gerçekten de, şayet felsefe bayat soyutlamalar çıkmazından kaçınmak istiyorsa, gündelik yaşamın zenginliğiyle tekrar bağlantı kurmalıdır. Bununla birlikte önemli olan, fenomenolojinin öncelikle nesnelerin -neliğinden- ziyade -nasılıyla- ilgilenmesidir. Sözgelimi nesnenin ağırlık, az bulunurluk ya da kimyasal bileşimine odaklanmak yerine, fenomenoloji nesnelerin kendilerini gösterme ya da gözler önüne serme biçimiyle, yani onun nasıl göründüğüyle ilgilenir.
Yaşamda sanki bir şölendeymişsin gibi davranman gerektiğini hatırla. Etrafında dolaştırılan yemek önüne geldiğinde elini uzat ve payına düşeni kibarca al. Kaçırırsan ya da henüz sana gelmemişse ısrarla elini uzatma, ona kavuşma arzunu belli etme, sadece önüne gelmesini bekle.
İlerleme kaydetmek istiyorsan, dışsal unsurlara karşı hissiz ve algısı kapalı biriymiş gibi düşünülmene izin ver. Hiçbir şey bilmiyormuş gibi düşünülmeyi iste. Birileri senin önemli bir insan olduğunu düşünse de sen kendine o kadar güvenme.