Berke

Berke
@berkaslan
56 okur puanı
Nisan 2021 tarihinde katıldı
Kimileri cumhuriyetçi özgürleşme özlemi içinde (siyasal eşitlik, yurttaşlık, halk egemenliği vb.), "egemenlikçiler"in yaptığı gibi ulus çerçevesini fetişleştiriyor. Kimileriyse, Stalinizmin dehşetinden ve sosyal demokratların yerleşik düzene verdikleri ödünlerden sıtkı sıyrılmış halde, sosyalist özgürleşmenin revivalini hedefliyor. Daha başkaları, Jean-Claude Michea gibi (Adam Smith Çıkmazı), cumhuriyetçi siyasetten ve Aydınlanmadan kopmuş bir "kökensel işçi sosyalizmi"ne dönmeyi öneriyor. Nihayet, benim de dahil olduğum başkaları, hem cumhuriyetçi ve sosyalist hem de post-cumhuriyetçi ve post-sosyalist yeni bir özgürleşme siyasetini bahse açıyor. Yani cumhuriyetçi ve sosyalist kaynaklarda imal edilmiş ama bu kaynakların dışında bireycilik, feminizm, ekoloji gibi başka meseleleri de yaratıcı bir biçimde ele alması gereken bir siyaset. Bu kapsamlı sorgulamalar solda (sosyalistler, komünistler, yeşiller, Marksist ve özgürlükçü uç sol) kullanımda olan "yazılımlar"ın derinlemesine yeniden sınanmasını ve güncel toplumsal hareketlerle ilişki içinde gerekçeli yüzleşmeler gerektirir. Ama yazık ki geleneksel olarak solda bulunan partilerin çoğunluğu has anlamıyla entelektüel araştırma ve tartışma zeminini büyük ölçüde terk etti. Dahası, Avrupa sosyalizm ailesinin büyük kısmı özgürleşme kıyılarını ve dolayısıyla sosyalist ve sosyal-demokrat gelenek içindeki yerini sosyal-liberal ve teknokratik pratiklerde boğularak terk etti. Sendikalar ve dernekler* ise, mücadelenin aciliyeti dolayısıyla çoğu zaman kafalarını kaldırarak orta ve uzun vadeli ufuklara bakamıyor.
Sayfa 68
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ama bu arada, bugün yeniden sözünü etmeye başladığımız özgürleşme ile 18. yüzyılın Aydınlanmacılarının ya da 19. ve 20. yüzyılın sosyalistlerinin kafasındaki özgürleşme aynı mıdır? Yoksa geçmişteki özgürleştirici geleneklerin çoğu unutulmuş deneyimlerinden hareketle 21. yüzyılın meselelerine uyarlanmış yeni bir özgürleşme siyasetinin ortaya çıkmasını mı sağlamak gerekir?
Sayfa 67
Bourdieu bize iki şey söylemektedir. Birincisi: Belli bir grup (işçilerden tutun AIDS hastalarına), arzularının kamusal alanda kale alındığını görmek için, sözcüye muhtaçtır. Ama ikincisi: Bu sözcülerin varlığı, temsil edenlerin temsil edilenlere tahakküm etmesi (sırf sözcüsü olduklarının adına konuşarak bile olsa) riskini taşır. Öyleyse Bourdieu temsill demokrasi/ doğrudan demokrasi gerilimini ve siyasal temsil/temsili kurumların özgürlükçü eleştirisinin olumlu katkılarını benimser.
Sayfa 64
Kabataslak söy­lersek, sol iki büyük özgürleşme siyaseti tanıdı: birincisi 18. yüzyılda siyasal eşitlik, yurttaşlık ve halk egemenliği nosyonlarıyla birlikte doğan cumhuriyetçi özgürleşme si­yaseti; ikincisi, onun eleştirel uzantısı olarak, toplum meselesini özgürleşme siyasetine ekleyen geniş anlamda (sosyal demokratları, komünistleri, anarşistleri vb. içeren) sosya­list özgürleşme siyaseti. Bu durumda, post-cumhuriyetçi, post-sosyalist ama yeni bir sorunlar dizisine yanıt verirken hem cumhuriyetçilikten hem de sosyalizmden beslenen bir üçüncü özgürleşme siyasetinin icadı, bir meydan okuma olarak önümüzde durmaktadır.
Sayfa 57 - 58
Özgürlükçü bir sosyal demokra­si perspektifinde toplumsal temellük meselesi, iktidar ilişkisinin değişmesi ile kolektif ve bireysel çerçeveler olarak erklerin dengesini bir arada tutmaya çabalamalıdır. Bu, özellikle, kapitalist temellükü bozan ama Devlet lehine bireyselliği çiğnemeyen mülkiyet formüllerinin çoğullu­ğunun bir arada barınmasını tasarlamayı gerektirir: küçük bireysel mülkiyet, kooperatif ve assosiatif mülkiyet, yerel kolektivitelerin kamusal mülkiyeti, işçilerin ve kullanıcıla­rın kontrolünde kamulaştırmalar (nationalisation), Avrupa kamu hizmetleri, uluslararası aranjmanlar, derneksel olan ile kamusal olanı karıştıran formüller vb. Çeşitli mülkiyet statülerinin gerilim hattı üzerine dizilmesi, bireyselliği ko­ruyan post-kapitalist bir çerçevede çoğulcu bir alet kutusu oluşturacaktır. Burada hayal gücü kaçınılmaz bir ihtiyaçtır.
Sayfa 55 - temellük: kendine mal etme