Berke

Berke
@berkaslan
56 okur puanı
Nisan 2021 tarihinde katıldı
Devlet, karşı-ağırlığın yokluğunda, bireysel özerk­liği indirgeme eğiliminde olabilir. Proudhon şöyle söyler: "Devlet'in gücü bir yoğunlaştırma gücüdür; ona fırsat ve­rirseniz, kısa zamanda tüm bireysellik ortadan kalkar, ko­lektivite içinde soğurulur." "Hükümetçilik" (gouvernementalisme) ve "tüm formla­rıyla komünizme" karşıtlığı buradan gelir. Proudhon'un zihninde, devlet tehlikesi karşısında çoğulcu­luk ve bireysellik sorunu sıkı sıkıya bağlantılıdır.
Sayfa 54 - Theorie de la propriete, 144 & 242
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ancak Proudhon bireyi inkar eden "cemaat"ten daha şimdiden sakınır. Zira ona göre "cemaat" de mülkiyet gibi -ama farklı bir biçimde- zorbalıktır. "Cemaat, özünde, ye­tilerimizin özgürce uygulanmasına, en soylu eğilimlerimi­ze, en içten duygularımıza karşıdır." "Bilincin özerkliğine tecavüz eder." Dola­yısıyla, Proudhon'a göre "ilga edilmiş mülkiyet" "cemaat"e açılmamalıdır. Bu durumda Proudhon "Hegelyen" esinli bir formül önerir: cemaat "tez", mülkiyet de "antitez" ol­duğuna göre, "yeni bir toplum formu" "sentez" olacaktır. Bu sentez cemaatte ve mülkiyet­te iyi olanı alacaktır (kolektif çerçeve kaygısı ve bireysellik kaygısı).
Sayfa 51
Proudhon'a göre kim olursa olsun hiçbir bireyin "kendi ya­ratmadığı ve doğanın ona bedavadan verdiği bu zenginliği" temellük etmeye hakkı yoktur. Bu durumda "insanın insan tarafından sömürülmesi"nin başlıca temel­lerinden biri kapitalist mülkiyettir.
Sayfa 50
Marx bireysel öznelliğin öznelerarası niteliğini ortaya koyar, bireysel tekilliği yeni bir biçimde düşünmek için bir taslak çıkarır: kolektif deneyimlerin bireyleşmesi olarak. Bu perspektifte birey bir kolektif tekil gibi bir şey olacaktır; bu patikayı özellikle Pierre Bourdieu habitus nosyonuyla geliştirecektir.
Sayfa 40
Durkheim "bireysel egoizmi ılımlılaştırabilecek tek güç gruptur" der. Bu ya­pıtta Marx'ın tersine tam da bireyselleşme süreci adına iş bölümünü ve uzmanlaşmayı savunur: "Bireysel kişilik uz­manlaşmanın ilerlemesinden zarar göremez, aksine iş bölü­müyle birlikte gelişir." Neden? Çünkü "bir kişi olmak, özerk bir eylem kaynağı olmaktır. İnsan ancak içinde ona ve yalnızca ona ait olan, onu birey kılan bir şey olduğu ölçüde bu niteliği edinebilir." İş bölümü sü­reci, insanı eski kökensel cemaatlerin himayesinden kopa­rarak ve onu özgül yetkinliklerle donatarak, bireyselleşme yürüyüşüne destek olur. Durkheim bireyselleştirici uzman­laşma ile toplumsallaştırıcı karşılıklı-bağımlılıkların denge­si içinde ilerleyen "tam olmayan insan''ı Marx'ın "bütün insan" idealine tercih ettiğini itiraf eder.
Sayfa 39