Berk

Berk
@berkbolat
10/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2008 1. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 19 Ekim 2008 01:58
George Orwell kült kitabı Bin Dokuz Yüz Seksen Dört’te olduğu gibi Hayvan Çiftliği’nde de her şeyi bir adım öteye taşıyor. Kitabının başlangıcında Orwell, bir çiftlikte acımasızca davranışlara maruz kalan bir grup hayvanın, onları sert bir şekilde baskı altına alan köylülere karşı ayaklanmasını anlatıyor. Bu “zulme” karşı gerçekleşen ayaklanma “başarılı” da oluyor, en azından bir süreliğine öyle görünüyor. Ancak tabii, kötülüğe karşı kötülükle yapılan bir mücadele, hiçbir zaman hiçbir şekilde iyi bir başarı getirmemişti ve Hayvan Çiftliği'nde de getirmeyecekti. Bolşevikler ve Menşevikler 1917'de Çarlık Rusyasını devirdiklerinde, çoğu kişi için zor şartlara neden olan bir sistemi ortadan kaldırdılar. Onların yerine, harika bir gelecek vaat eden ancak eskisinden daha korkunç koşulları beraberinde getiren bir ideolojiye sahip yeni bir rejim geldi. Aynı şey, Hayvan Çiftliği’ndeki hayvanlar için de geçerli. Kurtaran, eskisinden daha da kötü bir sistem oluşturuyor. Kaçınılmaz bu süreç hemen gerçekleşmiyor, aşamalı ve korkutucu bir şekilde ilerliyor. Peki, Orwell'ın bize söylemek istediği şey tam olarak bu mu? Esasen tam olarak değil. Zira Orwell, benzeri durumların yalnızca liberal demokrasi bilincinin zedelenmesi durumunda kaçınılmaz olduğunu göstermeyi amaçlıyor ve insanın en üst düzey kutsal alanı olan insan haklarını anlama ve koruma çağrısı yapıyor. Hayvan Çiftliği’ni okurken baştan sona her şeyin nasıl sonuçlanacağını tahmin etseniz ve hatta bilseniz bile yine de okumanın heyecan verici olduğunu söylemek gerekiyor.
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Can Yayınları · 2024296,5bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
9/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2010 1. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2010 00:00
Zenginlerin çocuklarına para hakkında öğrettikleri herkesçe kolay kolay anlaşılamaz ve zenginin ne söylediği ile yoksulun ne söylediği arasındaki fark çok az kişi tarafından anlaşılabilir. Robert T. Kiyosaki’nin bu tespiti kitabının da başlangıç noktasını oluşturuyor. Kiyosaki aslında yoksul bir babanın soyundan geliyor, ama en iyi arkadaşı aracılığıyla, onu çok fazla şekillendiren zengin bir manevi baba buluyor. Bu durum sayesinde, çocukluğundaki para ve zenginlik anlayışının bireysel katmanlar arasında ne kadar farklı olduğunu görme ve sorgulama fırsatı buluyor. Daha sonraki yaşamında da, manevi babasından (zengin baba) öğrendiği para ve zenginlik anlayışını öz babasının (yoksul baba), memurluk zihniyeti diyebileceğimiz, sabit düşünce kalıplarıyla tekrar tekrar karşılaştırıyor. Yine de, belki de tam da bu nedenle, kitabında bazen herkesçe bilinen basit bir bilgiyi bile okuyucusuna aktarıp sorgulatıyor: Herkes biliyor, peki ama niçin göremiyor? Zengin Baba Yoksul Baba birçok dile çevrilip çeşitli ülkelerde de yayımlandığından, farklı beklentilerle kitabı alıp okuyan okurlardan bazen haklı olumsuz eleştiriler alabiliyor. Mesela, kitapta pek çok kez değinilen gayrimenkul konuları Amerikan emlak piyasası için geçerli ve ne Türkiye ne de başka herhangi bir ülkede pek uygulanabilir örnekler değil. Bu nedenle, benzeri birçok tekrar can sıkıcı olabiliyor. Ancak kitabın amacı da zaten bu değil. Kitap, varlıklar ve borçlar arasındaki farkı çok net bir şekilde görmek gibi- parayı düşünme şeklimizi değiştirmeyi ve sahip olduklarımızla nasıl daha fazlasını yapabileceğimizi görmemizi amaçlıyor. Ben bu kitabı hemen herkese tavsiye ediyorum. Yıllar önce okudum, yakın bir zamanda tekrar okumak istiyorum. Ayrıca hatırlamak isteyenler varsa, kitabın genel olarak verdiği temel
Zengin Baba Yoksul BabaRobert T. Kiyosaki · Alfa Yayıncılık · 20179,2bin okunma