Bu kitabın ilk 50 sayfasını ve son 50 sayfasını gözyaşları içinde okudum.
İlk 50 de; Nazım daha birkaç aydır tutukluyken bile Piraye'ye bu kadar hasret çekerken, önce idam, sonra da 28 yıl hapis cezasına çarptırıldığında yazacaklarını tahmin bile edemiyordum...
Son 50 de; bu dillere destan aşkın ihanetle sona erişi, Nazım'ın çırpınışları, yaşadığı pişmanlık, ölmeyi arzulaması, her ikisinin de çektiği o tarifsiz acıyı görmek çok üzdü beni...
Yaklaşık 20 yıllık birlikteliklerinin 17 yılını birbirinden ayrı geçiren bu iki insanın arasındaki şey, her ne kadar Nazım'ın ihanetiyle son bulmuş olsa da, onların ki dillere destan efsane bir aşk hikayesi..
Kitap boyunca Nazım'ın hücresinde onunla beraber gibiydim. Yaşadığı her kederi, sevinci, hasreti, utancı ve aşkı ben de onunla birlikte hissettim. O kadar müthiş bir anlatımı var ki..Hissettiği duyguları o kadar geçiriyor ki insana, etkilenmemek mümkün değil!
Bu değerli mektuplar gerçekten bir insan hayatını, acılarını, kederlerini, sevinçlerini çok güzel anlatan eşsiz bir eser. En sevdiğim ve benim üzerimde çok büyük etki bırakan bu kitap, duyguları olan her insanı çok derinden etkileyecektir...