"Hangi durakta ineceğimi bilmediğim bir trenin içinde, gitgide artan bir kararsızlıkla sarmalanmış ve birbiri üzerine dürülen günlerin istifi arasında kalmıştım. Günler çok sıradandı. Zaman; benden, çevremden, yaşadığım şehirden uzaklaşmış gibiydi. Zamanın kendini gösteren yüzü bana uğramıyordu. Yaşadığım mekân, gerçek değil de duracak yeri olmayan uzun bir kaydırak gibiydi. Nereden yürüsem yollar uçurumun kenarına taşıyordu beni. ..."
“hükümdar halkın sevgisini kazanmışsa darbelerden korkmamalı, ama halk onu düşman görüyor ve ondan nefret ediyorsa her şeyden ve herkesten korkmalıdır. ...”