Hayır, o
maziyi düzeltmekle, hattâ güzelleştirmekle meşguldü. Neden
olmasın sanki, kendimize daima yaşanacak iklim yaratmaktan
başka ne yaparız? Hâl denen keskin bıçak sırtında
oturamayacağımıza göre…
Bir ara yavaşça
doğruldum ve yüzüne baktım. Hafif açık dudakları
gülümsüyor gibiydi. Yüzü bazı uçanlarda olduğu gibi iyice
içine doğru çekilmişti. İnsanın düpedüz yokluğu idi bu!
Bununla beraber, kapalı gözleriyle, yarı açık dudağıyla,
belirsiz nefes alışıyla ve bilhassa kendisi olmayışıyla ne kadar
güzeldi. Fakat niçin uyurken bu kadar mesuttu? Kime ve neye
böyle gülüyordu?