Bir ara yavaşça
doğruldum ve yüzüne baktım. Hafif açık dudakları
gülümsüyor gibiydi. Yüzü bazı uçanlarda olduğu gibi iyice
içine doğru çekilmişti. İnsanın düpedüz yokluğu idi bu!
Bununla beraber, kapalı gözleriyle, yarı açık dudağıyla,
belirsiz nefes alışıyla ve bilhassa kendisi olmayışıyla ne kadar
güzeldi. Fakat niçin uyurken bu kadar mesuttu? Kime ve neye
böyle gülüyordu?
. Hiç durmadan kendi kendime,
“Ahmak
mı, yalancı mı?” diye soruyordum. Hem ahmak, hem
yalancıydı. Belki de ahmak olduğu için yalancıydı. Belki de
daha korkunç bir şeydi. Sadece şahsiyeti yoktu.
Bırak canım, o şüpheleriyle, inatlarıyla övünsün
dursun… Hayat yürüyor. Bir gün kervanın dışında kalınca
anlar! Bu dünyada yeni diye bir şey var! Onu inkâr edenin
vay hâline! Zorla değiştiremeyiz ya! Sağduyusu kendine
mübarek olsun! Biz canlı hayatın peşindeyiz!