(1)
-Bir insan bir eksiği için, bir başkasına başvurur, başka bir eksiği için de bir başkasına. Böylece birçok eksikler birçok insanların bir araya toplanmasına yol açar. Hepsi yardımlaşarak bir ortaklık içinde yaşarlar. İşte bu türlü yaşamaya toplum düzeni deriz değil mi?
- Doğru.
-Bu toplumda bir insan bir şey verirken ya da alır ken, bunu kendisi için karlı bir iş diye yapar değil mi?
-Elbette.
-Öyleyse, gelin şimdi yeni baştan bir toplum kurdu gumuzu düşünelim. Demin, toplumu yapan gereksemelerdir, demiştik.
- Evet.
-Ama, gereksediğimiz ilk ve en büyük şey, varlığımızı, yaşamımızı sağlayan yiyecektir değil mi?
- Ona ne şüphe.
- Ikincisi barnacak bir yer, üçüncüsü de giyecek miyecek?
- Öyle.
- Şimdi bakalım, toplum bütün bu işleri nasıl görecek? Kimi çiftçi olacak, kimi duvarcı, kimi dokumacı. Aralarina kunduracıyı da, yahut bedenimizin başka isteklerini karşılayacak birilerini de katalım mı?
- Tabii.
- Demek bir toplum en az dört beş kişi olacak, hiç değilse en küçük toplum.
- Öyle ya.