Kendi kendine yalan söyleyip yalanını ciddiye alan insanın sonunda ne kendinde, ne de çevresinde gerçeği seçemez olur, böylece hem kendisine hem de başkalarına saygısızlık eder.
“Rabbim, Tanrımsın” demişti. İnanmasının nedeni mucize miydi? Herhalde değil; inanmak istediği için inanmıştı. Hatta belki görmeden inanmayacağım dediği zaman bile varliginin en saklı köşesinde tümüyle iman etmişti.
Gerçekçinin imanı mucizeden doğmaz iman mucizeleri doğurur. Böyle kimse bir kere iman edince artık kendi gerçekliğinin zorunluluğu olarak mucize olanağı da kabul etmek zorundadır.