Kitabı internetten sipariş ederken sayfa sayısına bakmadan, yalnızca konusu ilgimi çektiği için sipariş etmiştim ve elime 150 sayfalık incecik bir kitap geçince de şoka uğramıştım. İnanılmaz yaratıcı ya da özgün bir konuya sahip olmasa bile bence ana karakterin hayatında ilk defa gittiği Paris'te tek başına bir hafta sonu geçirmesi yeterince ilginç bir konuydu, üstelik bütün planı erkek arkadaşıyla yaptığı halde ekilmişken. Bence bu kitap çok daha uzun olabilirdi, böyle olunca her şey o kadar yüzeysel bir şekilde geçilmiş ki. Ana karakter başta sosyal anksiyetesi varmış gibi görünen, taksiye binmekten bile çekinen biriyken kitabın sonuna doğru bir anda yalnızca içgüdülerine göre hareket eden birine dönüşüveriyor. Keşke yazar bu kitabı daha uzun ve detaylı yazsaymış ve bu şekilde harcamasaymış. Bir saat gibi bir sürede okuyup bitirebileceğiniz, sayfa kenarlarında devasa boşluklar bırakılarak ve kocaman bir puntoyla basılmış bir kitap, çerez niyetine okunabilir ama okunmazsa kimse bir şey kaybetmez. Puanın büyük kısmını da yalnızca konuyu beğendiğim için veriyorum.