"Bir şeye muhtaç olduğunda o şey senden uzaklaşır ama muhtaç olmadığını hissettiğin an kendiliğinden gelir. Çok sevdiğim bir söz vardır. Hayatta çok istediğimiz şeyler, siz onları heyecanla beklerken olmaz. Bu, hayatın size 'Sen bakarken soyunamıyorum' deme şeklidir."
Kitabı bitirdikten sonra bütün detayları film şeridi gibi aklınızdan geçiriyorsunuz. Taşlar yerine oturuyor ve Oscar Wilde iyi ki tek romanı olan "Dorian Gray'in Portresini" yazmış diyorsunuz..
Lord Henry karakterinin üslup ve konuşmalarına Oscar Wilde kendinden bir şeyler katmış gibiydi. Bu karakteri her sayfada iştahla bekledim diyebilirim. Kitabın öğüt verici yanı tartışılamaz bile.
İyi niyetler bilimsel yasaların işleyişini bozmak için yapılan sonuçsuz girişimlerdir. Çıkış noktaları saf kibirdir, sonuçlarıda kocaman bir hiç. Kimi zaman bize sonu gelmeyen ama haz veren bazı duyguların yaşanması lüksünü yaşatırlar, zayıf karakterlilere çekici gelen yanlarıda budur..
İyi niyete dair söylenebilecek tek olumlu şey de bundan ibaret. İyi niyet, insanların para yatırmadıkları banka hesabından ödenmek üzere yazdıkları çekten başka bir şey değildir.