Arkadaşı ve tanıdığı yoktu, kimseyle tanışmaya da çalışmıyordu. Hiç heves etmiyordu böyle bir şeye. Nereden ve nasıl geleceğini bilmeden, kesintiye uğramış hayatını tekrar harekete geçirecek bir dürtü, uyarıcı, itici bir güç bekliyordu. Bu arada da günleri avare, plansız programsız, tembel ve yararsız, geçip gidiyordu.
Ait olduğu yeri bulamamıştı. Kendini bulduğu her yere uyum sağlamış ve her yerde sevilen biri olmuştu. Ama hiçbir yere kök salamamıştı. Etrafındakileri memnun edecek kadar uyum sağlamış ama kendisi tatmin olamamıştı.
Ellerini kollarını bağlayan bir şey daha vardı. Daha önce kimseye aşık olmamıştı. Kadınlarla dolu geçmişinde kimini beğenmiş, hatta bazılarından büyülenmişti, ama onlara sevdalanmanın ne demek olduğunu öğrenmemişti.