Oldukça "acı" bir döngü novellası Altıncı Koğuş. Anton Çehov'dan okuduğum ilk eserdi. Daha çok tiyatro metinleriyle bilinen Çehov, uzun öykü konusunda da oldukça başarılı olduğunu bu kitapla okuyuculara kanıtlamıştır bence. Bir akıl hastanesi, bilgili bir deli ve doktor...Hayat üzerine felsefik sohbetlerine tanık oluyoruz yer yer. Deli, hayatın acımasızlığından ve bu acının sonlanmayacağından dem vururken, hayatında daha önce acıyı tatmamış doktor ise insanın acıyla baş edebileceğini sonuna kadar savunuyor. Ve kaçınılmaz son... Sonuna kadar savunduğu şey, hayat tarafından yüzüne çarpılıyor. Görmezden geldikleri, yaptığı kötülükler ve Deli ile tartışmasına sebep olan acının aynısı başına geliveriyor... O saatten sonra pişman olsa ne yazar, kabulleniyor doktor ve kendini ölüme doğru sürüklüyor...
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"İnsan neden ölümsüz değil? diye düşünüyordu. Beynin merkezi ve kıvrımları, görme ve konuşma kabiliyeti, bu sağlık ve deha, bütün bunlar toprağa karışarak eninde sonunda yerkabuğuyla birlikte soğumaya ve sonrasında dünyayla birlikte güneşin etrafında milyonlarca yıl anlamsızca ve amaçsızca dönmeye mahkumsa neye yarar?"
"Her türlü zorbalığın toplum tarafından makul ve yerinde bir gereklilik olarak karşılandığı, beraat kararı gibi her türlü merhamet göstergesinin toplumda tatminsizlik ve intikam duyguları uyandırdığı bir dünyada adaleti düşünmek gülünç değil midir?"