berre

berre
@berreefe
Hayat, hastalıklı bir insanın yorgun gözlerini yakan güçlü bir ışık gibiydi. Uyanık geçirdiği her an, etrafında ve üzerinde çiğ bir öfkeyle parlıyordu. Acıtıyordu. Dayanılmaz bir acı veriyordu.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Uyku onun için unutmak demekti; uyandığı her sabahı kederle karşılıyordu. Hayat onu kaygılandırıyor, sıkıyor, zaman ise eziyet gibi geliyordu.
Haritasız ve dümensiz kalmış, gideceği limanı olmayan bir gemiydi. Kendini akıntıya bırakıp sürüklenmek, en azından hareket etmek, hayatta kalmak demekti ki içini acıtan şey de zaten buydu; yaşamak.
"...nihai hakikati asla bilemezsiniz. Doğduğumuzda zihinlerimiz boştur. Görüngüleri, yani fenomenleri, ancak beş duyumuz sayesinde oluştururuz. Doğuştan zihnimizde olmayan numenleriyse almanın bir yolu yoktur ve..."
"En ağır silleleri vursa da kader, Ezilir belki ama eğilmez başım."