Geçmiş hiç yaşanmamış gibiydi;ciddiye almaya istekli olduğu hiçbir ders sunmuyordu ona. Gelecek ise asla adım atmaya yeltenmediği bir gizdi. Yalnızca bu anın bir anlamı vardı,yalnızca bu an onundu.
Çocuklarına aşık,kocalarını taparcasına seven kadınlardı onlar;bireysel anlamda kendilerini yok etmeyi,kanatlanarak çocuklarına hizmet eden melekler olup çıkmayı ayrıcalık sayıyorlardı.
Uzaktan çıplak bir kadın gövdesinin tunç pembesi bulutunun belirdiğini görür görmez,bakış yörüngesi boşlukta asılı kalacak ve kişileri çevreleyen görünmez sınıra uygarca saygısını kanıtlayacak biçimde hemen başını çeviriyor.
Ama diye düşünüyor, böyle yapmakla görmeye karşı çıkıyorum,yani ben de,göğüslerin görülmesini yasak sayan uzlaşmayı güçlendirmiş oluyorum,ya da gözlerimle o göğüsler arasında bir türlü zihinsel sütyen oluşturuyorum. Kısacası bakmayışım o çıplaklığı düşünmekte olduğum onunla ilgilendiğim anlamına geliyor ve bu da temelde yine saygısız ve gerici bir davranış.