Kadın adama şöyle der, ‘Bu dünyada görgülü insanlar olduğu gibi akıllı insanlar da var. Elbette her ikisi de ayrı ayrı özellikler ancak çoğu zaman görgülü olmak yerine akıllı olmak kazanıyor.’
“Böylesi senin için zor olmuyor mu?” diye sordu.
“Böylesi?”
“Yakın zamana kadar iki kişiyken, birdenbire tek başına kalmış olmak.”
“Bazen” dedim dürüstçe.
“Ama gençken böyle yalnız ve zor anları deneyimlemek de biraz gerekli değil mi sence de?
Olgunlaşma sürecinin bir parçası olarak.”
“Sen böyle mi düşünüyorsun?”
“Bir ağacın büyüyüp güçlenmesi için zor bir kış geçirmesinin gerekli olması gibi. Hep ılık ve durgun bir iklim olursa, büyüme halkası da oluşmaz, değil mi?”
Ancak yaşam denen şey öyle istikrarlı devam eden bir şey midir ki? Hiçbir sorunla karşılaşmadan rahat bir şekilde yaşayıp gitmek, iyi bir şey midir? Bunları düşünmeden de edemiyorum.”