Engelli öğrencilerin dünyaya seslerini duyurmasi için başlatılan projeyi "İstanbul Zihinsel Engelliler Eğitim ve Dayanişma Vakfı" hayata geçirdi.
Klipde oynayan engelli gençler
"10 milyon kişi" tarafından izlenirse eğer
"Hayal Ettikleri Yaşam Köyüne Kavuşacaklar"
Duyarlı bir birey olarak lütfen paylaşalım ve izleyelim..
youtu.be/3dnzLM_N-2Qyoutu.be/p1Goisr3U-M
Bir gün ne kadar özleyebilir, özlediği bilmeden
Bir dakika ne kadar düşünür sebebini
Bir yüzyıl ne kadar öldürebilir tek bir insanı
Bir saniye ne kadar ağlayabilir ardından
Bir saat ne kadar sevmiştir bir zamanlar
Bir salise ne kadar delirir yok olan aşkı için
Bir yıl ne kadar unutur da hemen her şeyi
Bir an ne kadar hatırlar inadına geceleyin
Bir ay, dolunay ne kadar yalnız olabilir en fazla
Altı ay üç hafta beş gün ne kadar dayanabilir daha
Bilmiyorum
Hep merak etmisimdir, aslında hangisi kutlanır, bir yılın sonu mu, yoksa diğerininin başlangıcı mı? Daha çok sonu herhalde. Eğer başlangıç kutlansaydi en mutlu gün 1 Ocak olurdu.
Sakin, anlaşılır hatta kitaptan bahsetmeyi de başaracağım bir inceleme yazmak istiyorum. Yaşadıklarımı anlatsam , şu oldu, bu oldu diye izaha çalışsam da biliyorum ki yine de anlaşılır olamayacağım. Onlarca kez ölmem gerekirdi Fiziken defalarca kez rahatsızlıklar ile mücadele etmiş olsam da ruhumun gücüne binlerce kez minnettarım.
İnsan, sadece namus kavramıyla değil de eğitim , meslek, hayat standartları ve mutlululuk üzerine önem verilen bir çocukluk geçirip tamamen disiplin üzerine kurulu bir meslekte uzun yıllar çalıştıktan, bir evlilik yapıp devam ettiremeyip ayrılınca , ilişkilere , kadınlara erkeklere dair doktora yapmış gibi oluyor.
Genç kızlık, evlilik kadınlık, evlilik bitimi dulluk ne çok unvan veriliyor kadınlara. Kim demiş ki adı yok diye?
Kadınlar bile az biraz geçmişlerinden bahsetmeye başlasınlar ‘’ ben kızken’’ deyimini ne sık kullanırlar. Hiç haz etmediğim kelimelerdir ‘’ ben kızken’’ kadınlığının safhalarını bekarete bağlama ezikliği ve sonrasında ‘’ ben kızken’’ dönemini ‘’ evli barklı kadın olacağım ben ona göre davranmalıyım ‘’ geçiş zavallığı.
Evlilik geçiş dönemi demişken; uzun yıllar oldu boşanalı birkaç arkadaşımın aracılığı ile dest-i izdivacıma talip olan beyler oldu ve o kadar trajikomik anlar yaşadım ki halen tebessümle hatırlarım.
‘’Çoluğum çocuğum evli, eşim beş sene kadar önce vefat etti, emekliyim bir evim ve maaşım var, çocuklarımın eğitimi , evliliği derken bana evlenme sırası gelmedi, eee artık bir ayağımız da çukurda evlenirsek birlikte hacca gider , ibadetimizi yaparız. Siz de kapanırsınız benim çevremde açık kadın pek hoş karşılanmaz ben de gani gani sevaba girerim ‘’ diyen bir beyefendi vardı . İbadetimi Allah için değil de onun sevaba girmesine vesile olmam için isteyen . Ancak tüm bunları
Kadının Adı YokDuygu Asena · Doğan Kitap · 20268,1bin okunma