📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ne denir ki, 70 sayfalık bir kitapta koca bir ömrü okumuş gibiyim. Bir insan bu kadar az sayfayla nasıl bu kadar çok şey anlatabilir? Nasıl yaşamın bu kadar farklı yönüne dokunabilir? Öyle çok şey var ki kitapta bağ kurduğum veya gerçekten anlamak istediğim. Tezer Özlü bize o çocukluğun soğuk gecelerini de, o gecelerin nasıl sonraki hayata sirayet ettiğini de çok güzel anlatmış. Anlattıkları karmakarışık ve kronolojiden uzak gibi gelebilir ama kendi içinde bir bütün bence. O kadar sürükleyici ve bütünlüklü ki zamanlar arasında oynadığını, bir dönemden başka bir döneme atladığını anlamıyorsunuz. Bazı evlerin nasıl bir hapis olduğunu düşünüyorum sık sık korkuyla, burda da bunu hissettim, birçok kadın için bunun ortak bir yaşam unsuru olduğunu bilmek öfke uyandırıcı. İnsanın geçmişinde bıraktığı, arkasına dönüp bakmak bile istemediği bir çocukluk evinin olmasının acısı unutulamaz.
Kitap aynı zamanda o kadar dürüst ve gerçek ki bunu takdir etmeden geçtiğim bir sayfa bile olmadı. Bir kadın olarak cinsel uyanış ve arayışlarını, hissettiği eksikliği paylaşması, cesaret diye etiketlediğimiz bir şey olmamalı aslında ama maalesef durum böyle. İnsan etkilenmeden edemiyor. Yaşamı tam ensesinden kavramak, onunla bütünleşmek istediğini açıkça görüyorsunuz ve buna hayranlık duyuyorsunuz, tam olarak böyle yaşanmalı gerçekten de, bir de izin verseler. Ben de yaşamı onun gibi kavramak istiyorum hayatımda, umarım başarabilirim. Tezer Özlü engel olanlara rağmen bunu çok iyi başarabilmiş bence. Özellikle klinikte yaşadıkları ve gördüğü muamele beni çok üzdü ve sinirlendirdi. Bu kadar yaşamak isteyen bir kadına nasıl böyle davranılabilir anlamıyorum. O zamanlarda bunu yaşamış bir sürü insan için üzüntü duyuyorum.
Gerçek bir hikaye bu, herhangi bir parçasında bir sürü insan görebiliriz,
“Şimdilerde kimseyi ve hiçbir bulvarı, hiçbir evi kıskanmıyorum. Her yerde kalabilirim. Ama o bizim, önünü gecekonduların kapattığı evimizde bir gece bile oturamam. Hiç düşündünüz mü? Ölen bir insanı gerçekten bir kez daha görebilir misiniz? Ölen bir okula gidebilir misiniz? Ölen bir evde uyuyabilir misiniz? O yıllar öldü. O yılları bize öldürecek biçimde yaşattılar.”