Berra

Puan vermedi·67 syf.··
Beğendi
·
2025 11. kitabı
Ne denir ki, 70 sayfalık bir kitapta koca bir ömrü okumuş gibiyim. Bir insan bu kadar az sayfayla nasıl bu kadar çok şey anlatabilir? Nasıl yaşamın bu kadar farklı yönüne dokunabilir? Öyle çok şey var ki kitapta bağ kurduğum veya gerçekten anlamak istediğim. Tezer Özlü bize o çocukluğun soğuk gecelerini de, o gecelerin nasıl sonraki hayata sirayet ettiğini de çok güzel anlatmış. Anlattıkları karmakarışık ve kronolojiden uzak gibi gelebilir ama kendi içinde bir bütün bence. O kadar sürükleyici ve bütünlüklü ki zamanlar arasında oynadığını, bir dönemden başka bir döneme atladığını anlamıyorsunuz. Bazı evlerin nasıl bir hapis olduğunu düşünüyorum sık sık korkuyla, burda da bunu hissettim, birçok kadın için bunun ortak bir yaşam unsuru olduğunu bilmek öfke uyandırıcı. İnsanın geçmişinde bıraktığı, arkasına dönüp bakmak bile istemediği bir çocukluk evinin olmasının acısı unutulamaz. Kitap aynı zamanda o kadar dürüst ve gerçek ki bunu takdir etmeden geçtiğim bir sayfa bile olmadı. Bir kadın olarak cinsel uyanış ve arayışlarını, hissettiği eksikliği paylaşması, cesaret diye etiketlediğimiz bir şey olmamalı aslında ama maalesef durum böyle. İnsan etkilenmeden edemiyor. Yaşamı tam ensesinden kavramak, onunla bütünleşmek istediğini açıkça görüyorsunuz ve buna hayranlık duyuyorsunuz, tam olarak böyle yaşanmalı gerçekten de, bir de izin verseler. Ben de yaşamı onun gibi kavramak istiyorum hayatımda, umarım başarabilirim. Tezer Özlü engel olanlara rağmen bunu çok iyi başarabilmiş bence. Özellikle klinikte yaşadıkları ve gördüğü muamele beni çok üzdü ve sinirlendirdi. Bu kadar yaşamak isteyen bir kadına nasıl böyle davranılabilir anlamıyorum. O zamanlarda bunu yaşamış bir sürü insan için üzüntü duyuyorum. Gerçek bir hikaye bu, herhangi bir parçasında bir sürü insan görebiliriz,
Çocukluğun Soğuk GeceleriTezer Özlü · Yapı Kredi Yayınları · 202520,4bin okunma
Reklam
Puan vermedi·197 syf.··
Beğendi
·
2025 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2025 18:35
Tarih boyunca kadınların sürekli olarak uğradıkları toplumsal işkence ve zorluklar çoğumuz için uzak geçmişten hikayeler gibi geliyor bize bence. Biliyoruz ancak bağ kuramıyoruz, onların bizim gibi yaşayan nefes alan insanlar olduklarını, bunların gerçekten yaşandığını anlamakta zorluk çekiyoruz, tarihsel olarak günümüzden bu kadar uzak olmamalarına rağmen hem de. Bu kitap o kadınların bireysel hikayelerini, onların isimlerini kısaca veriyor bize. Bizim şu anki sahip olduğumuz hak ve özgürlükleri elde etmek için kuralları alaşağı eden, topluma ve kadınları insandışılaştıran bu ataerkil zihniyete meydan okuyan kadınların hikayeleri. Onların sesini duymak çok güzel, onları tanımak bir şeref; maalesef tanınırlıkları hiç hak ettikleri düzeyde olmasa da. Ben kadın olmaktan her zaman çok gurur duydum, kadınlarla ortak bir kavgaya sahip olmak, onlarla omuz omuza olduğumu bilmek benim için şeref verici. Bu kitap da bunun tescili gibi oldu Daha gidecek çok yolumuz var, dilerim ki çok daha fazla yol kat ettiğimizi görecek ömrüm olur. Kitapta islamın kadına yönelik bakış açısıyla ilgili aynı fikirde olmadığım ve yazarın yanlış yansıttığını düşündüğüm bir iki yer var yalnız, bunu söylemeden de geçemem. Müslüman bir yazar olmadığı ve İslam bu konuda sürekli yanlış anlaşıldığı için çok şaşırtıcı olmadı maalesef Bunun dışında çok güzeldi ama, kadınların sesini duymak, onların mücadelelerine şahitlik etmek her zaman çok güzel
KadınlarEduardo Galeano · Sel Yayıncılık · 20242,649 okunma
Puan vermedi·392 syf.··
2024 31. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 11 Temmuz 2024 19:31
Leyla ve beş kadim dostu hakkında okuması kolay olan, Anadolu’nun, İstanbul’un ve özellikle kadın olmanın acı gerçeklerini yüzümüze vuran bir romanla tanıştırıyor bizi Elif Şafak. Yalnızca kadınlar değil acılarına kulak verdiğimiz karakterler. Elif Şafak; Anadolu’da da, metropol İstanbulda da dışlanan, hor görülen, şiddete uğrayan farklı kesimden birçok sese yer vermiş ve bu benim yazarlarda her zaman takdir ettiğim bir şeydir. Bence toplumca bizim korku içinde sarıldığımız, aslında hepimize zincir vuran “normal”lerin dışında kalan kesimi görünür kılacak çok daha fazla hikayeye ihtiyacımız var. Leyla, Van’da doğup büyüyen, kadın olmanın getirdiği ve toplum tarafından dayatılan acılara, baskı ve zorlamalarla çok küçük yaşta tanışmış bir karakter. Hayatının son evrelerini yaşarken bütün bu anılara, hayatının özünü oluşturan olay ve karakterlere tanıklık ediyoruz bu romanda. Leyla’da hayran kaldığım özelliklerden biri hayat onu ne kadar eskitmeye çalışırsa çalışsın insanlara gösterdiği sevgiden, şefkatten, özveriden vazgeçmemesi oldu. Arkadaşı olmak, hikayesini dinlerken omzuma yaslayıp teselli etmek isteyeceğim bir karakter olarak aklımda kalacak Leyla. Acı da olsa güç dolu hikayesini okumak zevkli bir deneyimdi. Kurgusal bile olsa böyle bir karakterle aynı cinsiyeti taşıyor olmaktan yeniden gurur duydum. Çok şükür bu ender yaşadığım bir şey değil zaten. Aynı cinsiyeti taşıdığım için sevinçle dolduğum bir sürü kişi var dünyada. Bu kadınlarla aynı yolu yürüdüğüm için çok mutluyum. Bence ülkemizde erkeklerin kadın olmanın nasıl bir deneyim olduğu, bize doğumdan itibaren yüklediği tecrübeler ve öğretilerin, kısıtlama ve baskıların, beklentilerin neler olduğu konusunda çok büyük bir bilinçsizlikleri var. Başlamak için doğru yer olur mu bilmem ama bu konudaki açıklarını
On Dakika Otuz Sekiz SaniyeElif Şafak · Doğan Kitap · 20197,1bin okunma
Puan vermedi·640 syf.··
2024 30. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 02 Temmuz 2024 22:57
Normalde sevmediğim kitaplara inceleme yazmayı sevmem fakat bu kitabın neden bu kadar popüler olup sevildiğini kafamda oturtamadığım için birkaç cümle bir şeyler yazmak istedim. Kitabın en başından zaten bir cinayet romanı olduğunu anlıyorsunuz, bunu bilmeden kitabı edinmek bile bence çok zor ne kadar popüler olduğunu göz önüne alırsak. Fakat bir cinayet romanı deyince benim aklıma gelen nefes kesici, insanın aklını başından alan olaylar, ilgi çekici ve normun dışında kalan, sıradışı karakterler, sürükleyici olay örgüsü gibi unsurlar içerdiğini hiç söyleyemeyeceğim. Kitabı sürekli hadi şimdi bir şey olacak, nihayet bu kadar okuduğuma değecek bir olayla karşılaşacağım diye beklentiyle okudum ama tam bir hayal kırıklığı olduğunu söylemeliyim. Kitap o kadar gereksiz uzun ki, yazar bence çok saçma detaylarda boğulmuş. Çok sevilen bir yazar olduğunu bildiğim için yine de sabrederek okudum, nihayet çok sürükleyici ya da şaşırtıcı bir şey olacak beklentisine girdim fakat hiçbir zaman öyle bir şey olmadı. Olan olayları göz önüne alınca gerçekten kitabın yarısının hiç yazılmamasının daha iyi olabileceğini düşünüyorum, gerçekten dişe dokunur hiçbir şey olmuyor. Cinayet romanı olması dışında bu bir dark academia kitabı tabii ki, henüz bu alana yeni giriş yapmış olsam da bu türü çok sevdiğimi söylemeden geçemem. Yazar bence o karanlık atmosferi ve günümüz dünyasından izole yaşayan karakterlerin nasıl bir alanla çepeçevre sarıldıklarını çok iyi vermiş, o dünyanın geri kalanından kopuk kampüsü, sınıfları, karakterlerin evlerini zihnimde canlandırmadığımı söyleyemem. Romanda tek sevdiğim şey bu oldu. Bunun dışında karakterler de en büyük hayal kırıklıklarımdan biri oldu. Bence romanda hiçbir karakterin herhangi bir derinliği yok. Kimsenin olan cinayetle veya başka bir şeyle
The Secret HistoryDonna Tartt · Penguin Books · 02,922 okunma
Oldukça duygusal bir inceleme
Puan vermedi·864 syf.··
Beğendi
·
2024 27. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2024 01:08
Nereden başlayacağım bilmiyorum. O kadar ilginç bir okuma deneyimiydi ki benim için. İlk olarak söylemem gerekenler sanırım kitabın bir sürü tetikleyici unsura sahip olması, bu yüzden çok sağlam bir psikolojiyle okunması gerekiyor ve hayatınızda kötü bir noktasındaysanız ya da geçmişinizde travmatik yaşantılara maruz kaldıysanız kitabı okumamanızı şiddetle tavsiye ederim. Devam edecek olursam kitabın dilini çok sevdiğimi söylemeliyim, oldukça günlük ve sade bir dile sahipti ve bu yüzden kitabın içine girmek çok kolaydı. Karakterlerin derinlemesine analizi okurun onlara daha çok bağlanmasını ve onları daha çok sevmesini sağlıyor, bu da gelecek olayları çok daha gerçekçi ve etkileyici kılıyor bence. Yazarın bunu kesinlikle bilerek yaptığını düşünüyorum. Öyle bir olay örgüsüne sahip ki kitap sizi tüketiyor, o an bütün hayatınızı ve yaptıklarınızı bırakıp tüm vakit ve ilginizi talep ediyor sizden, en azından benim deneyimim bu şekilde oldu. Kitabı okuyamadığım anlarda sık sık neler olacağının merakıyla boşluğa dalarken buldum kendimi. Çok travmatik bir yaşam öyküsüne tanıklık edeceğinizi bilmeden bu kitaba başlamanın mümkün olmadığını düşünüyorum, zira insanları ağlatmasıyla ünlü bir kitap. Hayatımda ilk defa bir kitabı bitmesi için yalvararak okudum, olan kötü olayların bir sona ermesi ve karakterlerin huzur bulmasını istiyordum çünkü. Baş karakterimiz hem fiziksel hem de psikolojik olarak çok hasar almış biri, bu yaralarıyla kendi başına baş edebilmek için birtakım mekanizmalar geliştirmiş zamanla. Çevresindeki kişilerin ona yardım etme çabasını uzun uzadıya anlatıyor kitap. Ne dereceye kadar sessiz kalıp görmezden gelmek sağlıklıdır, yardım istemeyen birine gerçekten yardım etmek mümkün müdür, travmatik yaşantılar bir insana nasıl zararlar verir gibi birçok konuyu
Değersiz Bir HayatHanya Yanagihara · Doğan Kitap · 20245,6bin okunma
Reklam