berumend

Bir görevden diğerine ge­çiş yapmanın dikkat becerinize verdiği zararın ikinci biçimine ba­tırma etkisi diyebiliriz. Görevler arasında gidip gelirken başka za­man yapmayacağınız hatalar yapmaya başlıyorsunuz, çünkü "bey­niniz hataya meyilli," diyor Earl. "Görevler arasında geçiş yaparken beyninizin biraz geri gidip bıraktığı yerden devam etmesi gerekiyor" ve bunu tam olarak yapamıyor beyin. Arızalar beliriyor. "Hata dü­zeltmekle ve geriye doğru iz sürmekle meşgul olduğunuz için, de­rinlemesine düşünmekle geçireceğiniz hayati zamanı daha yüzeysel düşünmekle geçiriyorsunuz." Çoklu görev yapabileceğinize inanmanın ancak orta ya da uzun vadede farkına varabileceğiniz üçüncü bir maliyeti daha var, adına yaratıcılığın azalması diyebiliriz.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bu şekilde geçiş yapıp durmak, Earl'e göre, odaklanma beceri­nizi üç yoldan aşındırıyor. İlkine geçiş maliyeti etkisi deniyor. Bu konuda çok sayıda bilimsel kanıt mevcut. Vergi beyannamenizi ha­zırlarken gelen bir mesaja göz ucuyla, beş saniye baktıktan sonra yaptığınız işe geri döndüğünüzü hayal edin. O an "geçiş yaparken beyninizin yeniden şekillenmesi gerekiyor," diyor Earl. Öncesinde ne yaptığınızı, ne düşündüğünüzü hatırlamanız gerekiyor ve "bu bi­raz zaman alıyor". Kanıtlara bakılırsa bu gibi durumlarda "perfor­mansınız düşüyor. Yavaşlıyorsunuz. Sırf bir işten diğerine geçiş yap­tığınız için".
Yavaşlık dikkat becerisini besliyor, hız ise örseliyor.
"Derinlik için zaman gerekiyor. Derinle­mesine düşünmek gerekiyor. Her şeye yetişmeniz, her dakika e-pos­ta göndermeniz gerektiğinde derinliğe ulaşacak zamanınız olmuyor. İlişkilerde derinlik için de zaman gerekiyor. Enerji gerekiyor. Uzun zaman aralıkları gerekiyor. Kendinizi adamanız gerekiyor. Dikkat göstermeniz gerekiyor, değil mi? Derinlik gerektiren her şey zarar görüyor. Yüzeye doğru çekilip duruyoruz."
Yüz yıl önce haberlerin yayılması zaman alıyordu. Norveç fiyortlarından birinde feci bir afet meydana geldiğinde, fiyorttan Oslo'ya inilmesi, bu haberin birileri tarafından yazılması gerekiyordu", oradan da ya­vaş yavaş dünyaya yayılıyordu haber. Oysa 2019 yılında Yeni Zelan­da'da meydana gelen katliamda, manyak bir ırkçı bir camide bulu­nan Müslümanları öldürmeye başladığında "düpedüz canlı yayın vardı", olayı herkes her yerde seyredebiliyordu. .... .... 1986 yılında televizyon, radyo, basın aracılığıyla maruz kaldığı enformasyonun hepsini topladığınızda günde kırk gazeteye karşılık geli­yormuş. 2007 yılında gelindiğinde bu rakam günde 174 gazeteye çıkmış. (O zamandan bu yana daha da artmıştır eminim.) Enforrmas­yon hacmindeki artış dünyanın hızlandığı hissini doğuruyor.