Nasıl da tepetaklak olabiliyordu hayat ve ne fena düşebiliyordu en tepelere yükselenler bile. Sanki sultan olsun, seyis olsun, herkes için iki kavis vardı hayatta. Kendi amellerimiz ve kelamlarımızla yukarı çıkarken, yine kendi amellerimiz ve kelamlarımızla aşağı yuvarlanıyorduk.
Ne tuhaf. Bizi koruyan kollayan insanlar vardır etrafımızda. Hiç fark etmesek de onlar oradadır daima. Karşılık ya da minnet beklemeden, sadakatle, sevgiyle, sessizce... Nice sonra anlarız kıymetlerini. Hep geç kalırız teşekkür etmekte.
O ana kadar ağladığının bilincinde değildi. İnsan bilmeden, hani adeta kendinden saklanarak hüzün duyabilir miydi? Kalp ağlarken akıl farkında bile olmayabilir miydi?