Amerika'da yaşayan bir aile ve yaşadıkları kasaba üzerinden toplumdaki ırkçılığa,eşitsizliğe karşı müthiş bir karşı duruş
Annelerini küçük yaşta kaybetmiş babaları tarafından yetiştirilen kardeşlerin ve babalarının hikayesini anlatıyor kitabımız. Jem ve Scout kardeşler Scout zaten kitabın anlatıcısı oluyor, gizemli komşuları Boo Radley ile olan ilgilileri ile hikaye başlıyor. Radleylerin evi onların gözünde oldukça korkunç ve önünden bile geçilmemesi gereken bir yer fakat bir yandan da o korku ,heyecan duygusu onları çekiyor.
Ancak çocukların Boo Radley etrafında dönen bu masum ve gizem dolu dünyası, kasabanın karanlık yüzüyle yüzleştiklerinde yerini sarsıcı bir gerçekliğe bırakıyor. Her insanın ve her toplumun olduğu gibi bu kasabanın da bir karanlık tarafı var bununla yüzleşmeleri babaları Atticus Finch'in haksız yere suçlanan siyahi bir adamı, Tom Robinson'ı savunmayı üstlenmesiyle başlıyor. Bu dava süreciyle birlikte Jem ve Scout, kasaba halkının siyahi insanlara nasıl bir önyargıyla yaklaştığına ilk kez bu kadar yakından şahit oluyorlar.
Yetişkin dünyasının bu acımasızlığına, ırkçılığına ve eşitsizliğine hiçbir anlam veremeyen çocukların o dürüst gözünden baktığımızda, asıl korkulması gerekenin gizemli bir ev değil, insanların içindeki karanlık olduğunu fark ediyoruz. Atticus'un toplumun tüm baskısına rağmen sergilediği bu onurlu duruşu insanin takdir etmemesi mümkün değil,kendi ailesine zarar gelme ihtimalini bile bile davayı bırakmaması ve doğru olduğunu düşündüğü şeyi yapması onun ne kadar vicdanıyla hareket ettiğini gösteriyor.Bence hepimizin hayatımızda biraz Atticus Finch'i örnek almamız gerekiyor. Sonunda davayı kaybetse de hatta en başından davayı kaybedeceğini bilse de hiçbir zaman pes etmiyor ve toplumun normlarını bir parçada olsa sarsıyor