Kadınlar, bir adet zeki erkekle tanıştığında o klasik flört etme, bol bol gülmeli, "aa ben de." diye cevap verebildikleri konuşmalar bittikten ve o cevaplaması zor bir sınav gibi hissettiren, -siz buna entelektüel ya da kültürel sohbet de diyebilirsiniz-, daha çok sizin de zekanızı ve gizli olarak kendinize yaptığınız yatırımları göstermeniz gereken konulara gelmek durumunda kalır.
Bu nokta zeki adamın içten içe kadının kendine yaptığı yatırımı test etmeye başladığı andır. Çünkü kendine yatırım (maddi yatırımdan bahsetmiyorum) yapan insanlar, kendilerine yatırım yapan insanlarla iletişim kurmaktan keyif alırlar. Kimse bugüne dek 2.000 tane kitap okumuş olmanızı beklemiyor, ama potansiyelinizle kendiniz arasındaki o verimliliği görmek herkesi etkileyen bir şey, bu da bir gerçek.
Peki kadın, bu zeki erkeğin verimli sohbetini anlamayıp, kaba tabirle "Fransız" kaldığında, ya da anlamadığı için sıkıcı bulduğu, sıkıcı bulduğu için anlamadığında vs, bu konuşmada gerilince, sıkılınca muhtemelen şunları düşünüyor;
- "Sanki flörtü
değil, felsefe/edebiyat kulübündeki kankasıyım."
-"Flörtümle mi
üniversite hocamla mı cilveleşmişim ben Allahııım!"
-"Bu saatte adamın
içinden flozof çıktı"
Eğer bu zeki adam zekasını kendi PR malzemesi olarak pazarlayıp, bunu silah olarak kullanıyorsa, yapmanız gereken şey orayı terk etmektir.
Fakat durum böyle değilse ve kadın, karşısındaki adamın zeka ya da mantalite seviyesinde değilse konuşmanın gittikçe sıkıcılaşması o buluşmayı tekleştirebilir. Fakat bu durumda kadının yapması gereken, buluşma sonlandıktan sonra acil düşünmesi gereken konuları düşünmektir,
1. Ben bu adamdan hoşlandım mı?
2. Ben bu adamla ilişki yaşayabilir miyim?
3. Bu adamla ilişki sürdürebilir miyim?
4. Ben neden anlattığı şeylerde "hmm, evet, anladım, ilginç, yaa"